en eski yüzlerimizle duruyoruz ayakta alacakaranlığın kapısında kollarımızda yıkılmış tapınakların büstleri yalın ve anlaşılır şeyler konuşuyoruz…
1956'da Adana'da doğdu. İlkokulu ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra, Gazi Üniversitesi’nin Sosyal Politika Bölümü'nü bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü'nde yüksek lisans ve Doktora programlarını tamamladı. Çeşitli üniversitelerde, öğretim üyesi olarak Senaryo, Sinema ve Edebiyat, Dramatik Yazarlık, İletişim Yazarlığı, Tiyatro Tarihi, İletişim ve Edebiyat, Eleştirel Okuma adlı dersleri verdi. Edebiyat yaşamına Yeni Adana gazetesinin kültür sanat sayfasında öyküler yazarak başladı (1974) . Arkadaşlarıyla birlikte Koza adlı dergiyi çıkardı (1975) . İlk şiirini bu dergide yayımladı.1977-1980 yılları arasında Yapıt dergisinin, 1982-83 yıllarında Petek dergisinin yazı kurulu üyeliğinde bulundu. 1984-86 yıllarında Yarın dergisinin çalışmalarına katıldı. 1995 yılında, Cem Savran ile Promete dergisini kurdu. 1980 yılı başlarından itibaren Yeni Olgu, Oluşum, Edebiyat 81, Türkiye Yazıları, Süreç, Yeni Düşün, Varlık, Gösteri, Düşler, Şiir-lik, Edebiyat ve Eleştiri, Defter, E, Kaçak Yayın, Evrensel Kültür, Yasakmeyve gibi dergilerde şiirler ve yazılar yayımladı. 1995-97 yıllarında Siyah Beyaz gazetesinde, "Duygusal Düşünceler" adlı köşede yazdı. Bu yazılarından seçtiklerinin de yer aldığı yazılarını, daha sonraki yıllarda, aynı adla bir kitapta topladı. 1996 yılında, Radyo C'de "Şiir Penceresi" adlı programı yapımcı ve sunucu olarak yürüttü. Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nün ve Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü'nün seçici kurul üyeliklerinde de bulunan Salih Bolat, Edebiyatçılar Derneği'nin ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın Yönetim Kurulu Üyeliğinde de görev aldı. 2010 Yılında, Uluslararası Sete Şiir Festivaline katılmak üzere Fransa’ya davet edildi.
Şiir
- Yaşanan (1983)
- Bir Afişin Önünde (1986)
- Sınır ve Sonsuz (1988)
- Karşılaşma (1992)
- Uzak ve Eski (1996)
- Gece Tanıklığı (2000)
- Açılmış Kanat (2004)
- Yol Ayrımı (Seçme Şiirler, 2006)
- Kanıt (2006)
- Atların Uykusu (2014)
Düzyazı
- Duygusal Düşünceler (1999)
- Şiir Sanatı (Yaşar Nabi Nayır ile birlikte, 2004)
- Öykü Yazma Teknikleri (2004)
- Deniz Feneri (Eren Aysan ile Birlikte, 2006)
- İletişim ve Edebiyat (2008)
Ödülleri
- 1984 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü (Yaşanan adlı yapıtı ile)
- 1986 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü (Bir Afişin Önünde adlı yapıtı ile)
- 1990 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü (Karşılaşma adlı yapıtı ile)
- 2002 Ahmed Arif Şiir Ödülü (Açılmış Kanat adlı yapıtı ile)
- 2007 Behçet Aysan Şiir Ödülü (Kanıt adlı yapıtı ile)
Salih Bolat şiirleri
yazla yıkanmış bir çan çalsa dağılsa son servilerdeki sis bu taşın ve ekmeğin zamanı, desem henüz erken, dersiniz…
tarlaların sınır taşlarını kaldırdım yaza hazırlanan böceklere baktım. nehrin sürüklediği kuma sordum:…
çünkü sürüyor hayat değişiyor herşey, aşk aşk bizim en eski kederimiz nehir yataklarından…
IV. biz size matematiği verdik. hesaplayın ve bilin diye. yakamozları oluşturan ışığın kaygısını, ayın geceyle buluşmasındaki gizi, gecenin tırmandığı kayalıkların sessizliğini...…
bir gün ölürüm ben milad benim adımla başlar alnımda at koşturur kanlı çocuklar bilemem, nereye yağar…
bu vakitlerde bir devedikeniyle konuşur güz gidiyormuş gibi yapar gökyüzü, yanıltır acının ekmeği için ayrılmış unu.…
göğü unut tek başına ölmüş bir karanlık ol banliyö trenlerinin camından bakan yenilgi gibi bak, denizi nasıl denetliyor martılar…
Gündüzle ölçüyoruz eski limandaki düşünceyi Bir şeyi anlatmak ister gibi rüzgar Masamızdaki peçeteleri karıştırıyor Ölmüş bir yakınımıza benziyor bulut kümesi…
beni sokakların masalında unutun karanlık yarımadanın suç ortağı yapın seranın doluyla kırılan camlarına benzetin yanıltın, asit yağmuruna yakalanan kuşlarla…
sessizce iniyor mermer merdivenler dolunay var minarenin arkasında tıka basa bulut dolu ağaçlar ne anlama geldiğini kimse bilmiyor bunun…
her taş yürümek istiyor, baksana anımsamak istiyor kül, ateşin başlangıcını yeşermek istiyor kan, gecenin kollarında gülmek istiyor ölüler, baksana.…
gecikmiş karla döküldüğünde ağaçların sırı çekildiğinde fırtınanın elimizden aldığı deniz gecenin saldırısına uğramış bir kıyı kaldığında kendini hangi ışıkla sınayacak ölüler kele…
küpünde dinlenen şarap; yaz göğü fazla bir şey istemiyoruz, yaşamaktan başka anlamak istiyoruz, ters dönmüş böceği dinlemek istiyoruz, taştaki yosunun türküsünü.…
bu dağlar o çok öldüğüm dağlar değil eğri büğrü gülen bu çocuk bu yamyassı rüzgar kapının önünde uluyan bu gece…
15 / 35 gösteriliyor