İhl(m) Al

S Serdal Çetin
0 Altın Yaprak
Seninle daha "biz" olmadan çok önceleriydi Ben olmadığım kadar yoktum Sen olduğun kadar benden tanışsız ve de uzak Her şey çöp kadar sahipsiz özünü arayacak kadar kayıptı Dinlemişlerdi ve anlamışlardı çok sonra anlamak istediklerimizi Zamanın aymazlığına velvele koparmıştı bütün sözde âşıklar Hani ben olmadığım kadar yokken sen olduğun kadar benden habersizken Hüznün en ince yerinden sevişiyordu sevdiğini zannedenler Şimdi görüyorsun ve anlıyorsun ya Bize ayrılmış bir parça sakat sevginin kokusunu Söyle yetinebilir misin artta kalan sevginin sa(da) katli haline (Meğer yalanlarmış doğruları yüzümden söküp acıtan) Ben suçlu değilim her şeyin ilk güzel halinin ihlaline Olmadığım kadar yoktum daha Yok olduğum kadar da senden uzaktaydım Ki zaten ıslatmıyorum artık ruhumu yağmurun arızalı sesiyle Düşlerin dünyasında bozuk çalınıyor bestesi yapılmamış notaların Hükmün giysisini giymek de gereksiz artık olanlardan Her şey ama her şey miş/li zamanın hükmünde duruyor Seninle daha "biz" olmadan çok önceleriydi Yani senin benden habersiz olduğun öncelerdi (Nerde şeffaf bir rüyaya rastlasam, hükmetme kaftanım dolanır boynuma) Sana ait dışarından bak eylülün taviz vermiş sonbaharlığına Nesneler ve canlılar semirmekte son halinin matraklığını Karşımızda dik duran ise sadece çirkin dünyanın gizemli halidir Yapmacık usların boş vermiş sözleri gibi anlamsız ve dokunaklı her şey Ben olmadığım kadar yoktum oysa Dünya bana hiçmişim gibi bakabilecek kadar ilgisizdi Ve kirlenmiş işte bir şekilde… kirlenmişti dünya Biz yadırganmayacak kadar masum ve hiçbir şeysiz bakıyoruz dünyaya (Taparcasına öperken suyu, kirli dünyanın çığlıkları geliyordu damlalardan) İstediğim gibi ellerimi uzatsam da ellerine, aşk uzağa fırlamış bir topaç masalı Her neye benzemişse de "aşk", sözcüğün kabuğunda saklı bir kuruntu değil mi ki Yani anlayacağın Ben olmadığım kadar yokken bile, aşk çoktan çıkmıştı aşklığından Hazımsızlığını kabul eden kaç kişi var ağlayacak Kaç kişi çıkıp aşkın matemli çığlığına rengini sürecek Aşk içindir ki… Hiç kimse (Yer yarılınca sevdalara, nefret geldi sürüldü ruhumun kapısına) Seninle rüzgârlardan türkü yapalım Benim olmadığım vakitlerin bir yerinde çalınmış olsun Biliyorum ki ben olduktan sonra, kanımı titreten bir türkü çalınmadı daha Haliyle dışlanmış ses, türkülerin acı doğuran kucağından Sahi sen sakladın mı bana henüz ben yokken ki türküleri Ne çok kısır bir zamanmış benim seninle olduğum bu zamanlar (Sanılarımdan değiyordu ses uçurtmaların getirdiği çocukların kulaklarına) Kurumuş denizlerin en mavi yerinde haylaz çocuklar kadar ürkek duruyorum Ne sevgiliye saklayacağım denizli haykırışlara gebedir dilim Ne de maviyi giyebilecek civan gözlerim kaldı Şikâyetim de yok inine saklanmış renk suçlularına Ben olmadığım kadar yokken silinmişti maviler yeryüzünden Sen olduğun kadar maviydi yer ve gök (Çok zaman sonra anlayacaklardı insanlar kuruyan dilin renksizliğini) Ben sadece seni umursuyorum kırık dökük dünyanın yaşlı düşlerinde Herkes hiç kimseden mayalanmış çalıntı maskelerine muhtaç da değil artık Övülmeye değmeyen küfürler kadar öznesiz duruyor herkes Ben olmadığım kadar yokken ve sen olduğun kadar bensizken Dünya kasvet doğurmuştu bile sisli perdelerinden Yapacağımız her güzel şey için Sen erken doğmuştun dünyaya ben geç doğmuştum sana (…) (annelerin pişmanlıklarla doğurduğu çocukların gülüştüğü yer

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.