Dönemeç

S Serdar Aydın
0 Altın Yaprak
(yitirilenler için blues*) karaderili kadınlar gece karası sesleriyle şarkılar söylüyorlar zamanın çukurunda dibe çökmüş gözlerini kırpıştırıp yarattıkları geyikleri öldürürken sese dönüşen lanetleri boynuna asılıyor bütün sokakların sokaklar dünyanın kaybolduğu baştan sona inkar olan sokaklar ayak izleri olmayan ruhlarıyla şarkılar söyleyen geyik ölüleri kara derisini soyarak gecenin cinnetine ad bulmaya çalışanlar olsa olsa bir şiirin kovulmuşları karşılarında utançla ağladığım intiharın güzel çocukları ben hiç hatırlamıyorum çocukluğumu yaşadığımı ya da öldüğümü bilmiyorum sonsuz iki uzam arasında çatırdayan bir evren modeli hayatım güneşlerim çoktan öldü gece karanlık ve ay bir yara üstüme çöken karabasanın adı hayat galiba bilmeden dokunduğum şakaklarında kestane ağaçlarıyla dans eden şizofren kesik elini fırlatırken bana gözlerim düşüyor asfalta gördüğüm yapışkan bir karanlık beni içine alan dingin durum oysa içimdeki her şey çıldırıyor organlarım birbirini vurmakta kalbime sahip olamıyorum ve zavallı beynim anlamaya çalışırken bütün bunları memelerini sıktığım hiçbir sözcük şefkat göstermiyor bana çocukluğumu hatırlamıyorum babama seni seviyorum dediğimi sevgilimin neden ağladığını bilmiyorum bir gözyaşının belleğindekileri hiç mi öğrenemeyeceğim aşk neden çarmıhına geriyor beni kalbimi söküp fırlatsam ve unutsam bütün sözcükleri sevgilim daha mı çok sever mutlu olabilir miyim ay düşer mi üstüme karaderili kadınlar gece karası sesleriyle hiç durmadan şarkılar söylerken kararıp tenimden içime sızıyorum bulduğum bir HİÇ uzamından kurtulmuş zaman ölüsü eskidiğim limanlar ve tuzun çürüttüğü kalyon iskeletleri yelkenleri paçavra ve umutsuzluk olan deniz yorgunu gezginlerin ölü yatakları Don Kişot'suz yel değirmenleri içimdeki çökeltisi yitirdiklerimin kederin dilsiz kalma isteği çünkü susmalıyım ve sormamalıyım kıskanmamalıyım hiçbir bulutu bulutlar kardeştir ve gökyüzü yurdudur onların oysa bilsen gökyüzünün gözlerin olduğunu ve çoktan ölmüş güneşlerimin yerinde bir tek güneşimin sen olduğunu bilsen belki daha çok seversin beni ve belki de anlayabilirsin ama çocukluğumu hatırlamıyorum babamın seni seviyorum dediğini yaşadığımı ya da öldüğümü bilmiyorum sevgilim gözyaşı ülkesinde ağlarken nedensiz genç cesetleriyle acılarımın her bayram konakladığım mezarlıklar yanıt değil hayatın niyesine beynimde dolaşan bu kurşun gözlerimdeki cam kırıkları kendimi incittiğim gözyaşların ölen güneşlerim yani yeniden tanımlarken karanlığı anlıyorum ki ay irin dolu bir yara ve gökyüzü üstüme çöken karabasanın adı gömüldüğüm bu bordo koltuk karaderili kadınlar gece karası sesleriyle şarkılar söylüyorlar zamanın çukurunda dibe çökmüş benliğimi ararken ay.......düşüyor üstüme.... * Bessie Smith ile düet yapılacaktır.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.