Yalnızlıklar rıhtımında Batık bir eylülün hüzne bulanmış Ne ilk ne de son yolcusuyum. Sararmış kefenler giymişim üst üste…
Kutsanmış toprakların hazin savruluşuyla Kökünden sökülmüş bir umudun İç kanamalı susuzluğuyla boğuşuyorum. Ruhumun çorak deltasında…
BİR YALNIZLIĞIM VAR BENİM... Bir yalnızlığım var benim Dudaklarımla örtemedeğim…
"Cana canan değdi Can inledi Canan'ım dedi. Canana can gerek…
Sensizliğin bolluğundayım Şeffaflığı kırışmışsa Varlığıma varsaydığım varlığının Ruhum ki kıtlık kıran…
Avuçlarımda mor bir hüzün... Adımlıyorum aksak bir tarihin coğrafyasını. Utanç koku/şu/yor özlemim Tiksiniyor içime tüküren her soluk.…
Mevsimlerden hicrân Aylardan çile... İçi geçmiş gün tadında Soğuk yalnızlıklar çarpar aksak solu/ğu/ma.…
Yüzüme attığın hançer zulmü Al al yanaklarımdan yırtarak Gözüme soktuğun bu rezil sahneyi Kör kalemimle orta yerinden doğrayıp…
(Bu kör kanama Göz değmemiş müstakil yalnızlıktan Mürted ellerle betonlaşmış bir gezegenin yüzüne sağanak bir b/akıştır...)…
I. Kırıldı kalem…
Terkedilmiş bir öykünün başkahramanı olarak duruyorum karşında Sözüm bela kokulu Nefesim intihar... Bağrına saplansam…
HOŞGELDİN DILNÂR! Mısralarına ölüm döşenmiş şiirlerden geçerken yalınayak ızdırabım Ansızın infilak etti…
Köşe başlarında kıstırılmış Çaresiz p/uslu devinimler...…
Seni bakmak... Küçük bir kız çocuğunun zeytin karası gülüşlerinden Işıl ışıl umutlar heyecanıyla Ölümcül sevinçler peşinden koşup…
SON/RASI AYRILIK Bir kabir sessizliğiyle esen sonrası ayrılık Rahmet huzurunda iki büklüm mahzun avuçlar…
15 / 18 gösteriliyor