Ziyaret

T Ted Hughes Ted Hughes
0 Altın Yaprak
arkadaşım lucas, ayrı bir kişilik gibi değişmeden kalan o üç dört kişiden biri. her türlü değişmenin altında bir nehir yatağında bir taş, senin de arkadaşın olmuştu. kulağıma geldi, uyarıldım. oturmuş gençliğimi tüketiyordum slough yakınlarında bir ofiste. sabah akşam slough ile londra arasında mekik dokumak. maaşımı biriktirerek, özgürlüğü seçip dünyanın öbür ucuna gidebilmek için - boşlukta bir düşüş, kozamı sıyırıp rüzgara bırakmak amacıyla. haftasonları geri dönüyordum. üniversiteme. kız arkadaşım her hafta aynı danışmandan ders alıyordu sen ve amerikalı rakibenle birlikte. senden nefret ediyordu. senin resimlerini ve alev almaya hazır başka film parçaları attı sessiz, doymak bilmez geleceğimin fırınına, körebe oynarcasına bir meşale gibi içimde dolanan arayışa. arkadaşımla geceyarısı bahçede durdum karanlık bir pencereye toprak parçaları atarak. arkadaşım sarhoştu ve emindi pencerenin seninki olduğuna. ben de, onun yarısı kadar sarhoş, bilmiyordum yanıldığını. ne de biliyordum senin sarsıntılı oyununda baş erkek oyuncu olmak için denemeden geçirildiğimi. yalın ilk bir iki hareketi bir pandomimci gibi yaptım gözlerim kapalıymışçasına, rolümü kavramaya çalışarak. sanki bir kukla iplerinin ucunda deneniyormuşçasına. ya da ölü kurbağanın bağacına değdiriliyormuşçasına elektrodlar. kesik kesik yaptım o hareketleri – ve izlenip değerlendirildim yalnızca yıldızlı bir karanlık ve bir gölge tarafından. ne sen biliyordun orada olduğumu, ne de tanıyordum seni. seni bulmaya çalışarak ve ıskalayarak ve gene ıskalayarak. toprak savurduğum camın seni korumadığını, çünkü senin orada olmadığını bilmeden. ölümünden on yıl sonra güncenin bir sayfasında, daha önce hiç görmediğim kadar güçlü bir şekilde karşıma çıkıyor bir şok gibi içine dolan sevinç bunlar kulağına geldiğinde. sonra şoku dualarının. ve onların da altında, duyduğun panik ya dua etmek mucizenin gerçekleşmesini sağlamazsa diye. sonra da, paniğin altında o karabasan seni ezip yok etmek için üstüne gelen, mucize gerçekleşmezse sana kalacak seçenek: 'düşünmeye dayanamadığın eski umutsuzlukla yeni bir büyük acının birleşip bildiğin cehennemi oluşturması.' birdenbire okuyorum bütün bunları – senin kendi sözcüklerini, yükselip boğazınla dilinden sayfalara geçen – tıpkı yıllar önce kızının sessiz evde yalnız başıma çalıştığım odaya havada yürürcesine girip yüzüme bakarak şaşkınlık içinde, “baba, annem nerede? ” diye sorması gibi. donan toprağı bahçenin kazıyan tırnaklarımın altında. çevremde geceyarısının dev kırağı saati. ve içinde bir yerlerde onun, hiçbir şey duymak istemezken ateşimin çıktığını vurgulayan nabzım. bir yerlerde o donmuş toprağın içinde varolmaya çalışması geleceğimizin. başımı kaldırıyorum – yüz yüze gelmek istercesine sesinle, bütün canlı, kıpırdayan geleceğiyle içime dolan. sonra dönüyorum basit sözcüklerine kitabın. on yıl oluyor sen öleli. yalnızca bir hikaye bu. senin hikayen. benim hikayem. Çeviri: Savkar Altınel & Roni Margulies

Bu metin şairin özgün dilinde (İngilizce) değil, bir çeviridir.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.