Karıncayı tanırsınız Minimini bir hayvandır Fakat gayet çalışkandır Gayet tutumludur, yalnız…
Tevfik Fikret (24 Aralık 1867 – 19 Ağustos 1915) , Türk şair, öğretmen, yayıncı. 24 Aralık 1867'de İstanbul’un Kadırga semtinde dünyaya geldi. Ailesi ona Mehmed Tevfik adını vermişti. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’nın Bayramören ilçesine bağlı Dalkoz Köyü’nden ayrılıp İstanbul’a yerleşmiş Ahmet Ağa’nın oğlu idi. Hüseyin Efendi, oğlu doğduğu yıl İstanbul’da belediye meclis üyesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde memur olmuştu. Şair, 1912’de, Trablusgarp Savaşı nedeniyle Meclisin feshedilmesine karşı öfkesini "Doksanbeşe Doğru" adlı şiirinde ifade etti. Bu şiiri, Nüzhet Sabit’in çıkardığı "Vazife Dergisi"’nde yayımlandı. Şiirinde, meclisin kapatılmasını, 36 yıl önce (hicri 1295 yılında) II. Abdülhamit’in meclisi kapatmasına benzetiyordu. Yalnızca padişahı değil, İttihat ve Terakki'yi de son derece sert biçimde eleştirmekte idi. Eleştirilerine, devrin yolsuzluklarını dile getiren “Han-ı Yağma”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sancak Şerif Huzurunda” şiirleriyle devam etti. Fikret’in şiirleri devrin yöneticilerini kızdırmış ve şairin muhafazakar çevrelerden ağır eleştirilere uğramasına sebep olmuştu. Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne sebep oldu ve sağlığı bozuldu. Mehmet Akif’in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde yönelttiği suçlamalara 1914'te kaleme aldığı “Tarihi Kadim’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi. Modern bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkarmak gibi projeleri vardı ama bozulan sağlığı nedeniyle bunları gerçekleştiremedi. Son yıllarında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914’te yayımlanan "Şermin" adlı kitapta topladı. Kitaba, genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka'nın kızı ve eğitimci Mustafa Satı Bey'in kurduğu Yuva adlı okulun öğrencileri ilham vermişti. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan'da hayatını kaybetti.
Eserleri
- Rübâb-ı Şikeste (1900)
- Tarih-i Kadim (1905)
- Haluk'un Defteri Tevfik Fikret'in ikinci şiir kitabı (1911)
- Rubabın Cevabı (1911)
- Şermin (1914)
- Hasta Çocuk
- Sis
- Millet Şarkısı
- Doksan Beş'e Doğru
- Han-ı Yağma
- Balıkçılar
- Haluk'un Çocukluğu
- Rübab-ı Cevab
- Bir İçim Su
Tevfik Fikret şiirleri
- Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder, Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim, Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!…
Bana kimsin diye sorma meleğim Pek güzel dinle de izah edeyim Nam-ı naçizime `Fikret' derler Şi're de nisbetimi söylerler…
Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen…
Birlikte açılmış iki zambak gibi hem-ser Birlikte geçirdik büyüt eyyam-ı şebâbı Birlikte ne yaptıksa şu insanlığa benzer Birlikte ne gördükse mukassî ve münevver…
Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler; Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi! Kanun diye topraklara sürtündü cebinler; Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi...…
There is a universal power, supreme and limitless Holy and sublime, with all my heart, so do I believe The earth is my homeland, my nation all humankind;…
Baban diyor ki: "Meserret çocukların, yalnız Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle; Fakat sevincinle Neler düşündürüyorsun, bilir misin?...Babasız,…
Bir yaratıcı güç var, ulu ve akpak, kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım. Yeryüzü vatanım, insansoyu milletimdir benim,…
Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır; Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır! Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun…
I expect no gifts from any, nor beg for wing or feather In my own sky, in my own heavens, on my own I soar To bow beneath slavery's collar weighs heavy on my neck I'm a poet, my th…
İlel 'ebed... Bu tahayyül verirdi neş'e bana; İlel'ebed onu sevmek, ilel'ebed, millim Fakat hayatfeza Bir ibtila ile sevmekti en güzel emelim.…
Açıl perde, açıl perde, Sen açıldın, güneş nerde? Bizi galiba unutmuş; Hayır, onu bulut yutmuş.…
Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim, İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma; Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâiri…
Kuşlar uçar, Ben koşarım. Onların kanatları var, Benim kanadım kollarım.…
15 / 33 gösteriliyor