Baba bana Balıkçı'yı anlat, derdi çocuk. Kıyıda ahşap iskelenin gıcırdayan tahtalarının üzerinde, denizi tanımaya başladığı günleri anımsayarak. Denizi. Babasının dayısını geri ver…
1960'da İzmir’de doğdu. Kemal Atatürk İlkokulu’nu, Hürriyet Ortaokulu’nu, İzmir Atatürk Lisesi’ni bitirdi (1977) . Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1987 yılında mezun oldu. Zorunlu hizmetini Kars’ta yaptı (1989) . 1990 yılından bu yana Edirne Keşan’da yaşamını sürdürüyor. Edebiyat dünyasına şiirle giriş yaptı. İlk şiirleri lise yıllarında yayımlandı. Şiirin bir yaşama ustalığı olduğu bilinciyle saf, çocuksu iç dünyasını ve romantik duygularını yansıttığı şiirleriyle tanındı. Şiir ve yazıları Adam Sanat, Cumhuriyet Kitap, Kıyı, Nitelik, Önder, Parantez, Pencere, Promete, Su, Şiir-lik, Varlık, Yamaç, Yarın, Yaşam İçin Şiir, Yeni Biçem gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Bir süre, Ankara'da yayımlanan Sanat Rehberi Dergisi'ni yönetti.
Hişt (E. E. Cummings'den çeviri şiirler, 1984)
- Bir Sevinç Depremi (1994)
- Vazgeçmeler Ustası (2000)
- Buzdan Parantez (2005)
- Biriken (2012)
Ödülleri
- 1987, Ankara Tabip Odası, Ankara Diş Hekimleri Odası ve Ankara Eczacı Odası'nın ortaklaşa düzenlediği yarışmada şiir dalında 1.'lik ödülü
- 1993 Sabri Altınel Şiir Ödülü
- 2009 Çukurova Lobisi Dergisi 2009 Yılının En İyileri anketinde şiir dalında ödül
Tuğrul Asi Balkar şiirleri
Belleğin yıldızlarından başka Gökte yıldız yok bu gece. Oysa belleğe ne çok yer var Yumuşak yağmurun gevşek kemerinde.…
"Artık vakit geldi! Gömleği giydirelim, ha, ne dersin?" Deniz'in ardında bıraktığı geçmiş…
aşkımız işte ben böylesine aşk derim herkes nâzım’ın sanır aşklar yaşandıkça şiiri şirin’e ferhad sanır…
Kaç tan ağarması, üşümüş dalgacıklı tüneğinden Martının kanatları değecek ve döndürecek onu, Ak gürültü halkalarına dökerek, kurarak çok yukarda Özgürlüğü zincirli körfez suları üs…
"Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Aragon"…
hep bir gölgeyle saklandı yüzüm fark edilmedim kimi mutluluktan derdi kimi umutsuzluktan bense bilirdim senin gibi, yıllar öncesi alnımda seken bir kurşunun parlamasından…
İşte sessizlik sesimizle buluşuyor Farkında olmasak da O şarkılar üzünç iklimi Harfler harfler harfler…
yaşamak şaşkınıyım, bağışla rüzgârımı sakladım dünyadan kırıldı yine kalbim artık ne sen konuşturabilirsin…
yalnız çığlığım var elimde yokoluşu kanıtlamak için dengede tutmak için aşkın ve kurtuluşun cesaretini unutulmaz ki senin şakaların terazisinde…
altı o bendim, beni unutma diyen sesinin çınlamasıyla şaşkın…
o duru çocuksu alnın ölüme yüz sürmez sır vermez bir gülüşle kıvrılır dudağın inanma, karanlık geceleri süslemez güzel düşler bir kent karartılmış mevsimleri yaşarken.…
Ağacı üstünde elma, şehvetidir kadının- Parıltılarla asılı, güneşten maskarası. Ağaç, kesmiş soluğunu kadının;yeltenip Yükselip üstüne dal dal, dilsizce dilli sesi…
ilk o geldi rıhtıma demirlediği umutlarıyla durdu. artık yaşamaktan yoruldum diye yanıtladı oğlunu ufku izledikçe sonsuzluğun çizgileri…
Neresinden tuttuysam orası elimde kaldı hayatın Seyircisi olmayı tercih ederek ömür boyu [hapse mahkum ettiğimiz hayat Kurtar seyircilerini bu bedelli yükümlülükten…
15 / 21 gösteriliyor