Babaanne

T Tülay Sustam Tülay Sustam
0 Altın Yaprak
Seni aramızdan zamansız aldı zalim kara toprak Yatağın bomboş, kokuna hasret bu avare çaylak Yüreğimde tarifi imkansız o dayanılmaz sancıların Dinmiyor bir türlü kulaklarım da çığlıkların babaanne... Sen; bir ömür boyu yatağa mahkum olacak kadın mıydın? Karanlığı severdin, sen hep hava karardığın da ağlardın Hiçbir ilaç merhem olmadı kanayan yaralarına Bir hayal, bir hevesti senin için kalkıp yürümek Elin ayağın tutmuyordu, derman yoktu dizlerinde Ormanın o güzelim yeşilliğin de yürüyemedin dilediğince Çıkmak istedin de çıkamadın bir türlü karşıda ki tepeye İstediğin gibi gezip dolaşamadın bu caddelerde Gönlünce bir çay içemedin akşam serinliğinde Gezip dolaşmanın özlemi tütüyordu buram buram gözlerin de Her şeyin buruk bir tadı vardı dile gelmeyen sözlerinde Eskisi gibi tarla biçmeni, hayvanları otlatmanı istedim Ne bir daha tarla biçtin ne de hayvanları otlattın babaanne... Her yanın binbir türlü acılar içindeyken Yine de bir umut vardı zavallı kocaman yüreğinde Sönmeyen, sönmek bilmeyen bir ışık vardı gözbebeklerinde Hiçbir zaman yenilmedin, umudunu yitirmedin babaanne... Dolaşmanı istedim bu kahrolası dünyayı diyar diyar Yanaşmadığın liman, geçmediğin sokak kalmasın istedim Ne limana yanaştın ne de bu sokaktan bir kez olsun geçtin Saçların beyazlamış, yüzün de yılların derin çizgileri olsa bile Elin ayağın tutmasa bile sen yine de güzeldin babaanne... Bir kez olsun koluma takıp gezdiremedim seni İstedim ki sende ayakların üzerinde destek almadan dur Yürü benim gibi, yürü yürümeye başlayan çoçuklar gibi Ne ayakta durdun, ne de yürüdün babaanne... Hatırlıyorum da; ilk maaşımla sana ilaç almıştım Çok sevinmiştin bir o kadar da şaşırmıştın Şimdi yoksun, ben o ilaçtan her ay yine alıyorum babaanne... Hatırlıyorum da; her akşam işten eve dönmemi beklerdin Biraz geç kalsam camdan yolumu gözlerdin Beni görünce dünyalar senin olurdu, sevinirdin çoçuklar gibi Unuturdun bir an o dayanılmaz sancılarını Okumamı çok isterdin, diplamamı ilk sen görmek istedin Sana söz vermiştim ilk sen görecektin diplomamı Diplomayı alıp eve geldiğimde sen yoktun babaanne... Senden sonra da okumadım, çalışmaya başladım Sözümde durdum kimseye göstermedim diplomayı babaanne... En büyük hazine, insanın o küçük yüreğinde derdin En büyük zafer, insanın kendi kendini yenmesinde derdin Bu yüzden yıllarca verdiğin savaşta yenilmedin babaanne... Kimsenin ruhu duymadan, sessiz sedasız çekip gittin Bir veda bile etmedin, bir elveda bile demedin babaanne... Duymadın çığlıklarımı, görmedin yüreğimde ki yangını Seni çok özledim, beni yalnız bıraktın babaanne... Bir çiçek gibi her bahar yeniden yeşereceksin yüreğimde Her zaman senin için bir damla gözyaşı olacak gözbebeklerimde Oralar da kendine iyi bak, gözün arka da kalmasın Aklın biz de, aklın buralar da olmasın babaanne... Sana söz veriyorum babaanne... Akşam serinliğinde bir yudum çayı senin için içeçeğim Çıkamadığın o tepeye senin heykeli dikeceğim Senin yerine hayvanları otlatıp, tarla biçeceğim Geçemediğin bu sokaktan kadere inat binlerce kez geçeceğim Yanaşamadığın limanlara kendimi sonsuza dek demirleyeceğim Okuyup büyük adam olamadım ama hiç pes etmeyeceğim Seni çok özledim sende bu karakızı özledin mi babaanne... Hani her gidişin bir dönüşü vardı Şimdi sen dönüşü olmayan bir yerdesin Dönmeyeceğini bile bile yine de bekleyeceğim seni babaanne... Bekle beni babaanne ne olursa olsun bekle Az kaldı yanına geleceğim babaanne... Bir gün ansızın haber vermeden geleceğim Haberin olmayacak gelişimden babaanne... Unutmadım, unutamadım, unutmayacağım seni babaanne... 'Ölürsem gözlerim açık giderim' demiştin. Neden gözlerin açık gittin neden babaanne...

İstanbul ·

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.