Kuşların kanatları uzadı Uzadıkça uzadı sabahın renklerine Kanatlar değdi içimdeki seslere Suskunluğu da ekledim…
Adam için gün bitti Adam yalnızlığını omuzlarına alıp evine gitti Giderken bakılacak her şeye baktı Kaldırım kenarlarında vitrinlere…
Yağmur yağdıkça Nemli bakıyor adam hayata Damlalar da ıslanıyor bulutlar da Durağan ve puslu…
Burası değil yeriniz Burası uzun ve karanlık bir yol koşusu Alıngan bir köpek hırlaması Ürperen bir adamın kısık sesi…
Verdiği sözleri tuttu adam Ama en çok da O'na verdiği sözü tuttu Onun sesini, saçlarını, gözlerini Hep içinde tuttu O'nun dönebilirliğini.
Anlamsız olan böyle yaşamak belki de Düşmekten tedirgin bir yaprağın bekleyişini Büyüterek içim de…
Mektubunda, iğdeler çiçek açtı mı? Bir hoş oluyorum, neden? Demişsin Hoş oluşun güzel de İğde çiçeğiyle ilgisi ne?…
Bu akşam Bütün ışıklarını söndürdüm şehrin Ağladım yıldızları seyrederken Bu akşam…
Bir şeyler söyleyeceksek aşk üzerine Önce uzak bir kenti anlamalı Yürüyen ve hiç durmadan yürüyen bir insanın Vazgeçtiği bütün durmalardan…
Oradaydılar onlar Babamın bütün şiirleri Ve uçsuz bucaksız bir yalnızlığın Sessiz tarifsiz iniltileri.
Susmak mı! O geçmişteydi Şimdi bir ölünün yalnızlığını kemiren O isimsiz mahşerim…
Ruhum doymuyor varlığının hayretine Örüyorum hasretini bir örümcek sabrı gibi Ne kadar sana ulaşmaksa da gönlümün gayesi Uzaklar da mühürlüyor sana, aldığım her nefesi…
Yeni bir özleme doğuyor, yine bir gün Başka bir gün... Her günün öncesinde uykusuzluğumda seninle cebelleştiğim…
Hayallerin büyüyor içimde Ya deniz aşırı oluyorsun Ya da beşinci bir mevsim Hayallerin çoğalıyor…
İşte bir kadının kadınlanarak geçişi sezgilerimden Oysa nasıl sevilir bir kadın bilmem Biri mutlaka ona anlatmalı Gözlerine bakınca ne görünür ne görünmez…
15 / 43 gösteriliyor