Ey can, artık hayatımın anlamını bulduğum için, Senin adını yüreğime nakşediyorum, Gelincik, Gelincik diyorum sana. ... Çünkü yüreğime gelen, en güzel misafir sen oldun.…
Kaldırıp attım bütün senli düşlerimi. Ne zaman doğacağını bilmediğim, bir sabah vakti güneşe sereceğim. Bir sonbahar günü, açılacak güllerin hazana değmiş yapraklarıyla süsleyeceği…
havada hüzün kokusu var, esen rüzgarlar, ılık ılık ayrılık diyor, ve bir ateş düşüyor sineme, ... bir ateş, bir hançer, bir sensizlik...…
Bir sevda masalı yaşamalıydı insan. Öyle hayalleri olmalıydı ki, bulutların üstünde bir yerlerde yaşamalıydılar. yaşadıkları diyarın adı Mutluluk ülkesi olmalı, Sevdaları bu ülkeni…
Hiç düşünmemiştim, Düşeceğim aklıma bile gelmezdi, Gelmezdi, inanmazdım ben aşkın büyüsüne. Fıtratım boydan boya, meğer onunla dokunmuştu,…
Gitmelerin olmasaydı, Bilmiyorum kıymetini nasıl bilirdim. Yokluğunda seni bulmayı, Sensizlik sahrasında yalnızca seni yaşamayı,…
Bütün gururumu ayaklarımın altına alıp, yüzümün kızarmasına aldırmadan, kimsenin beni hakir görmesine bakmadan, bu zalim hasreti bitirmeye, sana geliyorum. Sakın bana bir damla sud…
Yüreğimden kopup gelen feryatlarımı saklıyorum, Duyurmak değil derdim ey can, Vuslatsız geçen her bir saniyenin hesabını sormak için. Senin de için acır mı bilemem amma, ben kahrol…
Gönül sadağımda gözyaşım... Suskunluğum da feryadım... Yine çöküverdi hiç gitmeyen efkârım... Gelmez misin?…