Aşıkım Şarkım

Y Yılmaz Odabaşı Yılmaz Odabaşı
0 Altın Yaprak
Sunu: (orada bir aklık; aklıyorum, aklıyorum bitmiyor! dağları yoluyorlar görüyor musun? cudi'ler uçurum oluyorlar; ölüyor, ölüyorum da bu yaşamak bitmiyor... yazıyorum : anlatmak, anlıyorum: anlamak, sarıyorum: kanamak, özlüyorum: aramak, büyüyorum: çoğalmak, çağırmak, çağıldamak, çağ olmak h i ç b i t m i y o r!) * ay doğar, gece uçurum gibi gelir yanarım...aklıma küller gelir ey kül kalmaksa kalmanın, ama ölmekse ölmenin rahmidir yerim ölmekse! * dediler: onlar da öldüler, kansızdı hançerleri; oysa şimdi günlerin menzilinde, hançerleri kınındadır kirletip atmışlar uykuyu/gözleri ve sakalları hala gülümsüyormuş... vur emriyle adları ajans bültenlerinde generaller ödül koymuş cesetlerine ay doğar, gece uçurum gibi gelir doludizgin tayların yeridir yerim orada işgal teni toprağın susarsam düşerim, ıslatır toprağı terim... * oysa ben feodal törelerimi s(atıp) da girdim bu kente attılar ömrümü çeklere, senetlere ve dipçiklere bakmaktan yorgunum hayatın teninde kirli sivilcelere ey dağlarım, ey rüzgarım, aşkım, şarkım beni gel kurtar her yağmura savrulan ıslak kanatlı kuşları kurtar! * ay doğar, gece uçurum gibi gelir ben bir hırçın ozanım, sizi burdan kovarım kovulursunuz! aşklarımı açıklasam büyürüm ufka karşı açıklasam suçlarınızı ölürsünüz! (açıklasan ey bütün imanları, imamları, hutbeleri, mevlütle- ri ve en azgın yaraları bu kentin! kirli ışıkları, beyaz tokalı kızları, ateş konuşan militanları, bulvarları, barları, “parça gösteren” sinemaları, esnafları, eş- rafları, oofff'ları, sevgi tüccarları, ihanet ihraççıları, yıkan- mayı unutmuş orospuları, sabah çorbacıları, voltadaki ma- pusları, muhterem memurları, gözleri mahmurları, kan kay- beden aşkları, futbol mecnunları, kenarları, kerataları bu kentin...) açıklasam! vergiye tabi viziteler, sarkık memeler; alkol, sperm ve kan kokan geceleri bu kentin... * biz bu kentlere girince görmüyorsunuz gölgeleri, ışıkları bilmiyorsunuz b(akıp) günün ortasında gözlerinize kendinize bizim kadar ölmüyorsunuz ey dağlarım, ey rüzgarım, aşkım, şarkım beni gel kurtar! * ay doğar, gece uçurum gibi gelir orada uzun yol şöförlerinin uzak yollara saçılmış gözleri uzak sevgileri, üşümeleri ve bu kentin bir ülkeye acıkmış perşembeleri topraksızız da topraksız şimdi hangi toprak saracak ölüleri? * ay doğar, gece uçurum gibi gelir aklıma notaları kurşunlanan şarkılar, kurşunlarda yanık kokan türküler gelir ben bu kente girince efkar kokar bir sarhoş bu kente kusar kendi kokmayan kadınların etekleri rüzgarlardadır... * ben bu kente girince kimlik sorar devriyeler devrilmeler, delirmeler ve bütün devrimler hesap sorar ben bu kente girince tetik düşüremem, ellerim kilitlenir dudaklarım mühürlenir, öpemem saramam... saramam kollarım kilitlenir! yine de ay doğar, gece uçurum gibi gelir ben bu kente girince herkes kendine kalır umarsız sanki kendi ölümünün sanığı, açlığının nedeni herkes ve yangınına taammüden kastedilen şu hayat... * ay doğar, gece uçurum gibi gelir susamam... susamam aklıma ölmek gelir! ben bu kente girince yasak öpüşler karanfiller, şiirler yasak tutarım yollara atarım kendimi: “-bir tek karanfil, bir dize şiir sami, karaborsa olsun, n'olursun! bir dize şiir yıldızlı geceler gibi koksun...” yerde tank paletleri çiğnedi şiirimi -bu yüzden sırf bu yüzden- * bu yüzden tanımım yerdedir ve en büyük tanrım yerde o yerde... mitralyözler taradı gençliğimi/siz bilmezsiniz tank paletleri çiğnedi şiirimi sevgimi, düşlerimi ve gülüşlerimi hepsi yerdedir şimdi/siz bilmezsiniz... * ben bu kente girince geceler, gelecekler, gençlikler yasak... ötede pazarlığa oturmuş pezevenkler orada altının, doların tırmanışı acının, öfkenin, ihanetin tırmanışı ve umudun... ötede kaypak baharlara yürüyen sevgililer ve bir uğultu ummanına akan kalabalık; tüketen, tükenen kalabalık ve kabarık ölümler ölümler... b u l u n b e n i m n o t a m ı h a n g i ş a r k ı d a k a l d ı ? * b u l u n b e n i m n o t a m ı ! hangi gazetelerle örtmüştük o ölüleri? darağacı ipi başka işe yaramaz mı? kim uydurdu infaz gecelerini? özlemin vergi iadesi yok mu? * yine de ay doğar, gece uçurum gibi gelir ben bu kente girince namlı namlular uyanır ansızın kesilir çocukların, iri bıçaklarla kesilir ninnileri; “de lori lori, kuremin lori...de lo-!” sonra yağmurlar düşer yollara, yollar düşlerim gibi ıslaktır toprağın o haklı kokusu ansızın bana yerimi anımsatır... * ki azım azıksızım traş da olmamışım ve büyük acıkmışım... sonra ter içinde küfürle geçerim geceleri daha ısrardır, ısrar! Yeni çocuklar doğar ve hamiledir bu kentin tüm gelinleri... * ay doğar, gece uçurum gibi gelir bu kentler bitecek bir gün bizleri bırakarak gökyüzü uçaklara, kentyüzü namlulara kalacak bu kentler bitecek bir gün bizleri bırakarak ve herkes ufalacak... ya da biz bu kentlere girince bize karanfiller, şiirler atacaksınız o gün sevinçten ağlayacağım, ağlayacaksınız... * kadınım beni kokla ve uğurla dönmeyebilirim kokumu unutma... /işte yeni bir ufuk çiziyor ellerim siz boğulurken orda dirilmenin rahmidir yerim!/

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.