Reşo (Talan İklimi)

Y Yılmaz Odabaşı Yılmaz Odabaşı
0 Altın Yaprak
''Sosyal eşkiyalar halkları için bir Napolyon ya da Bismark'tan daha önemliydiler va haklarında özlem dolu, gurur dolu türküler yakıldı...'' E.J.Hobsbown SUNU: Soru taşırım sabaha Dallar da ağarır Dutlar dökülür toprağa Soru taşırım sabaha Girmeyin bu bahçelere dilinizde şarkılar yalan Bir yanlışlık büyüyor ayak seslerinizle Örtmeyin soykırımları benim coğrafyam talan Günlerdir haritalarda bir yanlışlık olduğunu söylüyorum Bu ses de gürleşir bir gün, biliyorum Bir rüzgar vurup geçiyor sesimin yalımına Duyulmuyorum... Sevdanın özeti dağ Diyeti hüküm Günlerdir haritalarda bir yanlışlık olduğunu söylüyorum Göğsünde yer aç dağlım, karalım K o n a k l a m a k i s t i y o r u m . . . I Kendini tekrarlayan bir çıplaklıktı Reso Bir başka adı da en uzun eyvah Her akşam sırtını dayayıp Botan Dağı'na ''Were hay lo hay lo hay loo '' Bağırıp dağlarda öksüz öküzler gibi Oturup sesinin yankısına gülerdi Koşardı, Şalvarına rüzgar girerdi... Zor Reso Kara yazılı bir kara adam Alnında talan iklimi dağlım, karalım Mezar başlarında unutup nefesini Bin isyana dağıtmıştır sesini Sükut ikrardan Konuşmaz... Ve toprağa hınçla basarak geçer Sarsarak geçer, sararak, sarılarak Rahminde bin bereket susan ne varsa öperek geçer Sesi de Sevdası da yankısız... (Cebinde Kore harbinden terhis belgesi Ve Dersim'de asılan babadan yadigar kösteği...) Zor Reso Geçkin bir meyva gibi Büyümüş de dalında Dalında yalnızlığı Dalında dağ çiçekleri Bir de namlulara sürülmüş mermi çekirdekleri... II -Bu dağların mağrur duruşu bizim Suyun ve toprağın öte kıyısı ötelerin Ve ötekinindir... ''Kılıç kuşananın'' derdi Reso Ve yürürdü Y o l g i d e n i n d i r . . . III Kendini tekrarlayan bir çıplaklıktı Reso Kendini tekrarlayan çirkin besmele Uçsuz bucaksız bir direnmeydi Ve dipsiz bir ağıttı kendi sesinde Yoklaşan metre metre ''loooo'' çıkardı ağzından Sonrası çapraz fişeklik ve duman Sonrası 'vay babo' ya da 'he kurban' V Kentlerde az konuşan hakimler Ve gözlükleri siyah çerçeveli katipler, mübaşirler Gıyabında vur emri verdi Vur emri dört ovaya ihzar edildi Reso, her gün batanda Botan Dağı'nda ''Tekmiiil'' derdi, ''Kardaş, destursuz, tekmilsiz giremez bu dağlara Jendirme cemseleri !..'' Ve üç el ateşlerdi mavzerini IV Düzlükte Kuşatır köyleri ''Jendirma cemseleri'' Himayesinde dağlı, karalı sevinçler Murdar olan düşler Kapaklanırlar toprağa vurulan atlar gibi iri gözleri ve iri sabırlarıyla Eleriyle itip yüzlerine konan sinekleri Kalkarlar Şalvarlarında toz ve ..k lekeleri Daha Kendini tekrarlar çirkin besmele... VII Başına ve Jandarma noktalarına: ''............................. ....................... ....... Vatandaş himayesindedir devletin...'' Vatandaş himayesindedir Eylül ayı Ve Berivan'ın çeyiz bohçası Katliam provaları Talan Ve Newroz Himayesinde Reso'nun gerilimi zulmü beş geçer Çeyrek çılgınlık ve tam tekmil isyan ''Himaye'' dedi Neresindedir ?.. E ş k i y a a ş k ı n a !.. Zor Reso Kendi gerçeğinde, Umutlu, Müthiş ! Coğrafyasında dar Reso ki bir çınardır içinden kanar... Benzemez büyümeyi bilmeyene Gürleşip kendi sesinde Büyümeyene /İsyanın özeti dağ Diyeti ölüm.../ Kendini tekrarlayan çirkin besmele VIII Halk, yankıdır ovalardan Dağ düzlükleri ve patikalardan: -Reso Reso zor Reso Düşsüzü düşe getir Doğruyu söze getir Yangın ol şu dağlarda Eğriyi düze getir Getir ! E ş k i y a a ş k ı n a !.. Reso: -Bu dağların eteğinde yolcu yollanır Doru atlar bozkırlarda şahlanır Çok sürmez buralarda mavzer sesleri Dönerim Özlemim ayaklanır Kuşlarım kanatlanır... IX Ve kadınlar Yollara Sulara döktü sesini: -Reso dağların piri Düze inmez kederi Yol yokuş, yolcu çıplak Bilinmez mi nedeni Boğdular sesimizi al getir Yüreklerimizde kuş ölüleri X Reso: -Sormayın şu dünyaya yalan gelir, talan gideriz Sormayın Bilmem... Esmer yürekli oğluysam hıçkıran toprağımın isyanım ölümle yazılır alnıma kirvem... Ülkem, tütünle isladim türkülerimi Oğlunum Çölde susan bir ağaçtım köklerime aktardım seni Oğlunum ya Su yolunda kırılmış su testisi bil beni (Bu dağların düzlüğü mayın iklimi Doruğu talan Unutur sonra bir türküde eşgalini her akşam: 'Gelini de gelini Kürdün gelini Namussuza vermez vermez elini') XI (ARA YORUM) Düzdekiler: -Dağlara bırak sesini Kürt Reso, önce doğur kendini Çıkar at bu bozgunu toprağından kirli bir mendil gibi Donat kendini / Kirlenen çokluktan ayır Yüzsüze, soysuza bırakma iklimini Bin talan, oyyy talan iklimini !.. Önümüzde kan sıçramış tandır ekmeği Önümüzde Kürt kızları Dağlı kısraklar, muskalar Ve ziyaret iplikleri /Ö n l e r i n d e : S o y k ı r ı m e s k i z l e r i . . ./ XII (O, çağına ters düşüyor Çünkü töresi de, iklimi de çağına ters düşüyor Reso'ya kalsa düşmeyecek Belki...) Daha Tanrıya susar Reso Bilmez ki dinleri bile yoktur tanrıların Önce öksüz çocuklukları / sonra öksüz çocukları Ve çoktan beri Kan kokar Kürt çocuklarının ninnileri Vay !.. Kıblesiz isyan Rotasız ömür Vay !.. Duru hava Açık yürek Koyu yalnızlık... XIII Korkusu ne günden ne geceden Reso'nun Ö l ü m d e n . . . Yaşamak uzak,, yakın ölüm bu eşkiya aşklara Reso gider, Seho çıkar dağlara İdris çıkar Koçero ya da Önceleri bu dağlara bel verenler Seslerini buralarda koyup, gittiler... Ağaç köklerine bulaşmış ağıtları Daha Yetimdir atları, avratları ve silahları (Reso'ydu ya yine etten, kemikten Bakardı, ürkerdi dipsiz ölümden) ''Ölürsem'' derdi Büyük bir meydanda ölmeliyim Büyük ateşler yakarak Ve kendim kadar kolay şarkılar bırakarak Ölmeden doru atlar, diri kadınlar sevmeliyim... XIV Her eşkiya ecelsiz ölür elbet Belki okunmaz bile künyesi Reso acıları takışır isyanlara yaraşır isyanı zor gelende Halaylara karışır Halaylar Reso'ya karışmaz... Dağlara kalır da Reso dağlar Reso'ya kalmaz /İsyanın özeti dağ Diyeti ölüm../ XV Elbet bir sabah sevdası pusuya düşer sessizce Mavzeri yere Zor Reso Kolay ölüm Ömrü bir seher yeline Süngüler ve sinekler kalır Eşkiya aşklarda savrulan yüreğine XVI Çünkü ölüm Bir fişeklikte değil Bir mermideydi Bir sünğüde Gecede Zamansız Yanıtsız Ve kahpe Kalan: Teli kırık saz Yarım kalan söz... XVII Her talan iklimi elbet Kendi talan Reso'sunu doğurur Ve boğar kendi talanında yine XVIII (KORO) Harman sonu Terle yıkanır bozkır Kalan Saman çöpleri Ve yağmur... Biz ne zorlu yangınlar ve yiğit kadınlar gördük Yangınlar: Yaktılar Kırdılar Ve bıraktılar Sesimizi sessizliğe gömdük Bozkırın, dağın ve zorun kadını kadın-lar Soframıza aş taşıdılar Yılan gibi kıvrılıp yün yataklarda Sevişip terlediler / yaban gülü koktular Biz ne güzel kadınlar gördük Süzülüp imbiğinden zamanın Beraber yırttık kirini sabrın / beraber And olsun Yırtacağız kahrını da karanın ve karanlığın Töreye, toprağa, suya ve aşka And... Biz ne yangınlar, büyük pusular Ve ne güzel çocuklar gördük... XIX 'Her türküyü çalmaz bizim telimiz' (*) Her halaya çırpınmaz mendilimiz... Kalan teli kırık saz ve sekiz kulağıyla Telli şeytan dilimiz Pir Sultan'lar pirimiz Kalan teli kırık saz ve sekiz kulağıyla Köroğlu'ndan, Koçero'dan, Atçalı'dan, Sivan'dan Çakıcı'dan, Cigerxwin'den,Reso'dan Bedreddin'den Nazım'dan Ya da Lorca'dan /DOL VE TAMAMLA KENDİNİ YARIM KALAN SÖZ !../ XX Sonra da el ele inelim bu göğün rahmetine Toprağın Şarabın Ve sevmenin rahmetine İnelim İ n i l e c e k s e . . .

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.