Yoksa Yüzümüz Paslanacak
Y
0
Altın Yaprak
I
Bir uğultu ummanı işte akıp gittiğim, bana biraz su verin. Her gece yatağını ıslatan ve matematik bilmeyen çocuklar gibi büyüdüğümü biliyorum. Daha babalar eksik çocuklar ıslak...
Esmerliklerini ve öpüşmelerini ak döşeklere taşıyor kadınlar, dua ediyor kimileri, tenlerinde lekeler...
İşte akşam ve kir aynı hızla büyüyor, eli kınında deliliğimin. Bu gece, bu kentte, bu kederle bana biraz su verin yoksa yüzümüz paslanacak.
/Sizin yüzünüz paslanmış bu nasıl Anadolu? .../
II
Ve gök konuştu: - Dağlara bakıyorum. Çünkü ben en iyi, en yakın dağlara bakıyorum. Kentlerle sürüncemede...
Şair, hoş gör hırçınlığını, didişme: Güller bile kurutulurken mevsiminde... Senin ölülerini mezarlar örtüyor, bedenini yıkımlar; ben hepsini örtüyorum. Konuşmasam o yıkımlar diliyle...
III
Biz o bildik coğrafyada kalalım. Bu merhaba, rengi güzel: oralarda kalalım, bir yere kaçmasın kavgadan ellerimiz.
Sesine bir Anadolu kat. Gülümsemeyi somurtma.
İnsanlar bir gün tanrıları unutur belki, ama insanlar sevişmeyi unutursa yüzümüz paslanacak.
Ellere ne bu koşmak, bu hasret, bu coşmak, bu sevmek benim...
Şiir yazıyorsak şiir yazalım.
Kentler yağmalanıyor, usulca dağlara yaslanalım, yoksa yüzümüz paslanacak.
Sevgilime önce ellerimi tutmayı öğretiyorum: Ellerimi tut sevgilim yüzümüz paslanmasın.
Bir şiir yaz yaylalara salalım, yoksa bu nasıl Anadolu?
/Sizin yüzünüz paslanmış bu nasıl Anadolu? .../
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş