Sur Vakti Esrarkeş Demirler

Y Yurdaer Kişin
0 Altın Yaprak
Bu aralar, çekimlenmemiş fiil barındıran çocukluğumun, şimdiki zamanına dokunmak istiyorum... Ve ardından, telaşlı bir şekilde gitmek istiyorum, olur olmaz kendine dökülen nehrin kıyısına. Geçmiş zamansızlığımla, kendine akan nehre, ben cebimdeki ufacık düş sandalıyla akmak istiyorum... Unutulmuşluktan yedi katmanı yosun tutan, geniş zamansız eksikliğimle... Ardından gün erteleri bağlanırdı eksikliğime, ve o günlerde yağmur, iliğimi diriltmekle meşgul olurdu... Elimde, üzerinde ismim yazan bir şemsiye ve şemsiye altında kahkahalar, bağırışlar, ve çığ-lık-lar... O günlerde yağmur o kadar ağırdı ki, ani bir hareketle bu sesleri, damlalarına hapsedip, kurtarabilirdi beni. Fakat damarlarıma işledi, ağır toplu serum gibi... Her yağmur sakinliğinde kapatır dükkanı, çoğul sesler satan Cevdet Usta... Her yağmur yağdığında, acının farklı seslerini karşılarım, yüz çatlaklarımla... Ve hiçbir sonbahar yoktur ki benim, sur vaktinde esrarkeş demirler arasına sıkışan genç cesetler görmediğim...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.