Onun adı satılmış ruhu değil Garip doğdu garip yaşar Gözleri hep buğulu bakar Alın defterinde yetim yazar…
Ölüm sessizliği gibi susmak Susturmayı beceri sanmak Aba altından sopa göstererek Taş kesilene kadar vurmak…
Bir de benden dinleyin Ankarayı Tepedeki çankaya, ulus, kızılayı Gevrek simitle yudumladığım çayı Bilir garipler soğuk kaldırımda yatmayı…
Sen bari deme bahtım kara Tarih sayfalarında aydınlık bir ara Destanlar yazılmıştı gönül dostlarıyla Sen gönüller başkenti ey necip Ankara…
Kaldırımları bilmişsin ana kucağı Başın dik tüttürüyorsun baba ocağı Sen utanma iyilik perileri eğsin başını İbreti temsil mi ediyorsun bu kuşağı…
Aşk deyince Yunus demek Yunus gibi olmak gerek Taptuk ocağında pişerek Er meydanına inmek gerek…
Gördüklerimiz hayal olsa Uyansak artık, bu rüyadan Şafaklar gibi karanlığı yırtarak Hep birden haykırsak…
Sen bilemezsin becerikli adam Varoşlardan tüten dumanı Buzlu yolda yalın ayak ceylan bakışlı insanı…
Gözlerim görmeseydi, ağlayan çoçukları Aramızda uzun yol var, elim uzanmıyor İçtiğim bir yudum su, geçmiyor gırtlağımdan On yaşında bir nur parçası…
Ankaranın taşına Duyarsız kaldık üstünde yatana Geceleri nara atana Kulak tıkayıp, göz kapattık…
Çanakkale! Çanakkale! Mehmetçik dönüşmüştü sele Allah diye yürüdü bir kere Dur demek mümkün mü o şanlı askere…
Durmuyor yeryüzünde kan Vahşet tohunları saçan Kendi ekseni içinde parçalan Demokrasi, insan hakları…
İsmi kara, gönlü ak deniz Bayrağımızdan selamı eksik etmediniz Barboroslara, leventlere ninni söyler Osmanlıyı bir başka severdiniz.…
Zaman öyle bir değirmen ki Öğütür her şeyi durmadan Her saniye değişir mekan Cevap soru içinde ?…
Sen peygamber kızısın Muhammed yıldızısın Anaların şahısın Sen Fatıma Tüz Zehra…
15 / 38 gösteriliyor