Mektup

A A. Cabi
0 Altın Yaprak
Merhaba, Bugün güne çok erken başladım. Sabah uyanmakta zorluk çeksem de dışarıda biraz hava alınca -sırf insanı uyandırmak için buz gibi olan havadan bahsediyorum- kendime geldim. Sabahları erken kalkmayı severim bilirsin. Kalkabilirsem tabi. Gün daha uzun oluyor o zaman. Bir güne çok daha fazla şey sığdırabiliyorsun. Ama kötü yanları da yok değil. Dedim ya bir güne daha çok şey sığdırabiliyorsun. Mutluluk, umutlar, hayaller vs. vs. Bunlar gibi pek çok şey. Ama yalnızca böyle şeyler değil. O uzun güne özlem de dahil oluyor... Arkasından da burukluk ve hüzün. Evet özledim. Hem de çok. Birbirimize kızıp hiç konuşmamızı, seni pencerede göremeyip sinirlenmeyi, seni özleyememeyi özledim. Biliyorum her gün bir şekilde haberleşiyoruz. Ama yetmiyor işte. İnsan arada uzaklık olduğunu bilince bir tam gün telefonla konuşsa bile dindiremiyor hasretini. Oysa bizler ruhlarımıza aşık olduğumuzu, görünüşü önemsemediğimizi söyleriz Kendimizi mi kandırıyoruz yoksa Hayır ben kendimi kandırmıyorum Önemli olan karşımdaki bedeni görememek değil ki. Aradığım gözlerindeki içimi ısıtan sıcaklık belki. Başka bir şey bu. Uzaklık... Garip bir duygu. Evet özledim. Özlemin öyle büyüdü öyle kapladı ki beni başka bir şey göremez oldum. Onunla yatıyor onunla kalkıyorum. Onunla yaşıyorum senin yerine. Ona alıştım galiba. İnsan kendisine acı veren şeye alışır mı. Tabi alışır. Bazı aşklar da böyle değil mi? Evet özledim. Özledim dedimse sakın kalkıp gelme. Ben özlemesini de bilirim, Beklemesini de... Seni seven, özleyen, bekleyen biri...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.