Bir İstanbul Sabahı

A Adem Kaltar
0 Altın Yaprak
Bir İstanbul sabahı Karşımda masal diyarı Günlerden cumartesi… Gezmek geliyor içimden Cepte iki kuruş, üç beş lira Yeter herhalde bir simit bir çaya Sahil köşklerinde olmasa da, … Çıkar herhalde bir vapur parası Kadıköy'e, Haydarpaşa'ya... Bir denize bakarım Bir ak martılara, bir senin tenine Bir bahri Kostantin'e bakarım Bir gözlerinin rengine Bir Haliç'e Bir o uçsuz ıslak çöle Nazenin dalgalara, boğaza, martılara… Aşığım İstanbul'a Aşığım… Karışır martıların çığlıkları Seyyar satıcıların sesine Eminönü'n de… İkisi de ekmek arar sabahın seherinde… Biri vira bismillah dalar sulara Biri besmeleyle açar tezgâhı Bir simit sıcacık, yanında ayranı… Üsküdar' a vapur kalkacaktır Hareket edecektir telaşla, sirkecinin treni Tutmuyor valla burada hayat freni Son süratle dönüyor dünya Hayat hızla yürüyor İstanbul'da… Yine dönüyorum kendime Bakıyorum etrafa öylesine Devri, devranı öğrenmek için… Yine içimde garip bir ah Yalnızlık, boşluk, kimsesizlik Yine ıslanacak gözlerim Takılıyor bir martı gözlerime Susuyorum, çığlıklarımı içime gömüp Martının çığlıklarını dinleyerek… Ekmek kavgasına atıyor belki Belki yalnızlığa, benim için Belki o da efkârlanmıştır kim bilir… Atıyor naraları Vapurun sesine karışarak… Işıl gülümser dalgalar Suya bakar bir balıkçı kuşu Akar hayat işte böylece Neşelenir bir simitçi Eminönü'nde Sabahın ilk siftahı elinde Hayat kıpırtısı var içinde... Eh işte hayatı öğreniyoruz Bu masalsı şehirde Vapurdan çıkanlar geçer önümden Bir telaş almış milleti İstanbul mu yanıyor Dünyamı tutuşmuş yanıyor Bir ateş mi düşmüş sabaha Bilemem... Bir mahşeri hal, koşuyorlar işte Sabahın köründe böylesine… Yükseliyor güneş kamaştırarak gözü Kim bilir kaç bin nesil görmüştü Ne hisseden var doğan güneşi Ne hesabını yapan Ne gök kubbeye bakan Balıklar için nasıl sıradansa Bizim içinde aynı Sıradan… Yükselecekti güneş her günkü gibi Açık mavi renk verecekti denize Geceden kalan karanlığa Onun doğuşunu beklemişlerdi kuşlar Eminönü'nün güvercinleri Denizin uskumruları Gülhane'nin kumruları… Sabahın kokusu tel tel burnumda Ayağımda fiyakalı kundura Adımlıyorum cumartesi sabahını Cebimde tek metelik Kulağıma takılır bir sezen aksu şarkısı Ah İstanbul İstanbul olalı Görmedi böyle keder… Bir boğazın sularına bakarım Bir suya düşmüş güneşe Bir dalgalara, bir kendime… Bir denize bakarım Bir ak martılara, senin tenine Bir bahri Kostantin'e bakarım Bir senin gözlerinin rengine Bir Haliç'e Bir o uçsuz ıslak çöle… Nazenin dalgalara boğaza, martılara… Aşığım İstanbul'a Aşığım… Bir de cepte olunca bir çay parası Yeter bana, batsa da dünya Bir iş bulamasam da Param olmasa da… Dumanlı başımın dermanıdır bu şehir Dudağımda bir nakarat tekrar eder Hayat gibi sunar, aynı çileleri Bir martılar söyler Bir de sezen aksu… Dudağıma bir nakarat takılır Gönlüme İstanbul… Bir cumartesi sabahı Karşımda bir masal diyarı… Yeter bana Bir iş bulamasam da Param olmasa da Batsa da bu dünya Dumanlı başımın dermanıdır bu şehir Dudağıma bir nakarat takılır Gönlüme İstanbul

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.