Kara/yel

A Ali Aydoğdu
0 Altın Yaprak
saat 24'ü dürttüğünde gıdıklanan bendim........ ellerin ne çok şey anlatırdı bana annemin böreğini mesela maydanoz tarlasına giden yolu toprağına yağmur yağmasını sevdiğim yaşlarımı birde bir de karnıyarığı zamanın herhangi bir yerinde guguk kadar telaşlı deniz kadar kucaklı bir sövgüydü sevda, ayrılanlara lakin diyordu bir katre an, lakin yüzümü avuçlarıma aldığımda ellerin ne çok şey anlatırdı bana soba üstü kesatane mevsimine az kala onlardan çıkmış tek satırlık mektuptu tüm yaşantım seni seviyorum diyordun seviyordum inadına renk körü kıvamında turnusola eflatun giydiren yamandı, hüzün suçlu bir çocuk gibi kafamı kaşıdığımda ellerin ne çok şey anlatırdı bana mavi, yarın daha güzel duracak çünkü dünden yarın aynı baharın sabahı olsa da ağlama yosun tutacak fidanlar dikiyor çocukluğun kaz dağlarına ve yusufçuklar uçuyor yamaçlarında görseniz diyor sarıkız görseniz, ne yamandır bizim dağlarımız yeşil giydiğinde ellerin ne çok şey anlatırdı bana uyukladığımda saat 01'i öptüğünde gerdanından huylanan bendim........... guguğun telaşını ne çok severdim oysa on sekizime kadar şimdi neremi tutsan bir eskimiş serüven yeniden okumak sıkar bu yüzden sanki hoyrat bir surattım böğürtlen topladığımda ellerin ne çok şey anlatırdı bana hani tüm elleri koysalardı yan yana avuçlarından bir çift göz bakardı mavilerini giyerdin,çizerdim yeşillerini giyerdin, çizerdim eflâtun derdi gözlerim eflâtun benim derdim sapanıma kalemimi taktığımda ellerin ne çok şey anlatırdı bana....

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.