A

Aydın Aktay

21 şiir · 1971 —

0 Altın Yaprak

1971 Siirt doğumlu. ilk ve orta öğrenimini Siirt'te tamamladı. 1995 yılında Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümüne girdi. "Türk Müslümanlığı Tezine Eleştirel Bir Yaklaşım Denemesi" adlı bitirme teziyle 1999'da mezun oldu. Aynı yıl Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana bilim dalında yüksek lisansa başladı. 2002'de 'Türk solunda yerlilik sorunu: Birikim Dergisi Çevresi Örneği' adlı teziyle yüksek lisansını tamamladı. 2008' de girdiği Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalındaki doktora öğrenciliğini "Kentsel Mekanın Paylaşılması Sorunu: Tophane Örneği" Adlı teziyle 2013'te tamamladı. 1999-2012 Yılları arasında Özel Eğitim Kurumlarında Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Felsefe zümre Başkanlığı ve öğretmenliği yanında idari görevlerde bulunan Aydın Aktay'ın çalısmalarından bazıları; "tezkire", "Aklın ve Bilimin Aydınlığında Eğitim","Müfredat" "Hece Dergisi","Şehir ve Medeniyet", "Düsünen Siyaset", "İtaki", "siyah", "haksöz","dibace" dergileri ile; "Siirtliler.Net" ve "Yeni Sakarya" "ciran haber" gibi yerel gazetelerde ve Star Gazetesinin haftalık " Açık Görüş" ekinde yayımlanmıstır. Yurt içinde ve dışında değişik sempozyumlarda, panellerde konuşmacı olarak bulunan Aydın Aktay, Halen Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğretim Görevlisi olarak çalışmaktadır, evli ve 3 çocuk babasıdır.

[email protected]

  • www.aydinaktay.com

Aydın Aktay şiirleri

Arama yardımı

gitgide derinleşen sızıların bahanesidir şiir koyup gitmek vardır kendini kırlara diogenes'in alçak ve küstahça sırıtışı Nietszche'nin dokunaklı türküsü olmasa…

Duruldu, artık sakindir bu limanlar ey yolcu! Bir fırtınayı daha karşılayamaz Han gibi gördüğün bu kalpler kırık döküktür.…

1- Dargın bir cesetle çürümek ne kötü günler çürüyerek çocukları büyütecek 2-…

Biz ki hazan mevsiminin tohumlarıyız Soluklanıp dursak da her dem bu hayatta Her nefesimizle ürkütürüz kırlangıçları Bir solgunluk daha süslese de sözlerimizi…

Bir kadife desen çizdim düşümde leylak rengi ağır bastı çizgiler sekerek kurşuni renge büründü renklendi düşüm, yola çıktım…

Bizdik, ihtişamı büyük yeleleriyle atlarımızı gecenin dipsiz buğusuna aldanarak dört nala koşturan, ölümün kefeni saran çapkın ve ipsiz kuyusuna soğuyan cesetlerin sarkıtıldığı kuy…

Kızcağızım, Yeryüzünün çıldırtan halleri başkadır başkadır, kanartan, ayartan bir vaşakla birlikte yaşamanın aczini anlatmak…

Oyuna Yeniden Başlamak 'Bakınıp Duruyorken, Orda bir yerlerde' Gördüm, sararan bedenlerin her biri memnunmuş renginden…

Unutuldu Saat Kulesi'nde ayarlandığı Süveyka'da zamanın 'Tillo'da her ermişin su çektiği kuyu kurudu' Kalmadı…

Sözler dolanıp dururdu her mevsim biz, kelebekler gibi yaşardık her şeyi yaşardık ve şarkılar yetmezdi sevdalarımıza kurutulmuş kelebekler gibi dizilirdik…

Süveyka Henüz dokunmamıştı bahar tenimize Hüzünlerimizin rengi daha solmamıştı…

Bir deli, yadırgayıp herkesi, şehrin bulvarına dokundu. Bin ah ve vah arasında…

Tophaneli kanımda deli bir damar tomar tomar yılışıklık herkeste kargılar kaygılarla yüklüdür Boğazkesen'de…

15 / 21 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.