10 Kasımlar Tarihin anıldığı gün Koca Türkü bir daha Düşüne aldığı gün…
Bedrettin KELEŞTİMUR GAZETECİ-YAZAR ELAZIĞ 1956 Tarihinde Ağın’da(Elazığ) doğdu. İlk, Orta ve lise öğrenimini Elazığ’da tamamladı. 1977’de, Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsünden mezun oldu. 1992’de lisansını tamamladı. 1974 yılından itibaren basın hayatının içerisine girdi. İlk yazılarına Türkiye’nin en eski ve istikrarlı olarak devam eden günlük Turan Gazetesinde başladı. Bilahare Elazığ’da yayınlanan günlük Nurhak Gazetesinde uzun süre köşe yazıları yazdı. 1997 Ekim Tarihinde Elazığ’da günlük olarak yayın hayatına başlayan Günışığı Gazetesinde köşe yazılarına başladı. Halen, Elazığ Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Üst Kurul Üyesi olarak görev yapan Bedrettin Keleştimur, Elazığ’da günlük olarak yayınlanan ofset Günışığı Gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır. Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyetinde; fikri,edebi ve mesleki çalışmaların yanında; Kültür, Sanat ve Ekonomi ağırlıklı organizasyonlarda katkılarda bulundu. —Türk’çe Konuşacaksak, Türkçe Konuşalım, —Bıçağı Bırak, Kalemi Al, —Medyanın Sorumluluğu ve Aile, —Uluslar arası Hazar Şiir Akşamları, —Elazığ 1. Ekonomi Kurultayı, —Anadolu Medyasının Gelişim Çizgisi, -Meslek İçi Eğitim Semineri.. Bütün bu çalışmalar; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizi İç-Batı Anadolu’ya bağlayan Elazığ’ın bölgesinde, “Huzur ve Güven Adası” olarak anılmasına sebep olmakla birlikte, kültürel dokusunu da büyük ölçüde korumuştur. Türk Edebiyatı, Yenises, Erciyes, Külliye, Kardelen, Kümbet, Güney-Su, Türk Dünyası, Yeni Düşünce vs. dergilerde Edebi yazı, Hikaye ve Şiirleri yayınlanmıştır.
ESERLERİ
- Düşünce Harmanı ; Kayseri- Özak Yayınları- 1993
- Hasat Zamanı ; Kayseri- Özak Yayınları- 1994
- Berekete Doğru ; Ankara-Alıç Ofset -1994
- Bayrak Şiirleri Güldestesi ; Elazığ –ELESKAV - 1998
- Huzura Çıkan Yol, ELAZI ; Elazığ- Nurhak Ofset - 1999
- (Fırat Havzası-Elazığ Emniyet Müd.-Milli Eğitim Müdürlüğü İşbirliğiyle)
Bedrettin Keleştimur şiirleri
Türk töresinde işlenmeyen suçu Şimdi nasıl da işlerler şaşarım Yuva yıkmaya uzanan namahrem Eli, kesmeyen adalete şaşarım.
Bir zamanlar üç kıtaya hakimdik Ah! Nerede kaldı, o eski kimlik? Çekildik ama, nelerden çekildik! Bizleri dimdik ayakta tutacak,…
Akif, nasıl bir ortamda doğmuştur? Altı asırlık çınar, içten içe çürümüştür Ümitsizlik kök salıp yürümüştür Mandacı, etek öpüp, el ovmuştur…
Ak saçlı bir ihtiyarın dizinde Ayrılık şarkılarını dinledim Kahır var, hasret var, dert var sözünde Bülbül gibi feryat edip inledim..…
Ilık ılık esen rüzgarın Nağmesinde çoban kavalı Yankısı suların buğusunda Sanki toprak soluklanır…
Kara-Demir yoluna çatı kurmuş, Yeşilin efsunkâr örgüsü Baskil… Zenginliğimize zenginlik katmış, Ticarî hayatın sürgüsü Baskil..…
Bir ağaç ki, Kurtlar dadanmış Dallarına… Silkeledikçe,…
Anlatayım sizlere bir günümü Güneş doğmadan başlayan günümü… Sabah namazı, bereket bilirim…
Yedi Can, Can evinden uçmağa vardı!. Bakmadılar arkalarına, Aşk şerbetini içip aktılar!.…
Mamurat’ül Aziz Toprağa düşen ilk tohum Kalemin ve kelamın ilk kalesi.. Orada başladı, kutlu yürüyüş..…
Kıyama kalkar And içer; Belki kıyamete kadar, Hasret biçer.…
Şırnak mı? Nasıl ayrılır, et ile tırnak Şehit kanları ile bize diyar olmuş Fırat’a, Dicle’ye takılmış elmas küpeler…
‘Çanakkale içinde aynalı çarşı” Bütün yüzler, kine öfkeye karşı! 253 bin, Merhamet bayrağı dalgalanır!…
Haksız, eli kolu sallar gezer Zulüm beklenmedik başlar ezer Ne yapıyorsun diyen çıkmazda Mazlum divaneye döner gezer.
15 / 23 gösteriliyor