Evin kızı sıyrılmış çocukluktan Odanın bir ucunda baba kahve içiyor Solmuş odadaki kokuların hatıraları…
Betül Tarıman 7 Eylül 1962'de Edirne'nin Keşan ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. İlk şiiri Ağustos 1992 tarihli Kıyı dergisinde çıktı. Şiirlerini Varlık, Şiir Odası, Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, İnsan, Bahçe, Şiiri Özlüyorum başta olmak üzere çeşitli dergilerde yayımladı. Şiirlerle fotoğraf sergisi açtı. Şair ve yazar Rıfat Ilgaz anısına 2001 yılından bu yana şiir dalında verilen Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü'nün kurucusu oldu. Cumhuriyet Kitap ekinde aralıklarla kitap tanıtımları yapıyor. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi (WALD) tarafından Mahalleleri ve Muhtarlıkları Güçlendirme Projesi kapsamında kurulan Kastamonu Mahalle Evi'nde gönüllü olarak sanat danışmanlığı yaptı. Oğuz Atay Öykü Ödülü ve Roman Ödülü kuruculuğunu yaptı. 2004 yılında Necatigil Ödülünü kazandı. Şair, Antalya'da yaşamaktadır.
Ay Soloları (1995)
- Üzgündü Kırlar (1996)
- Kardan Harfler (2000)
- Güle gece yorumları(2002)
- Yol insanları(2004)
- Kar merdiveni(2007)
- Ağır tören (2009)
Ödülleri
- Necatigil Şiir Ödülü (2004)
Betül Tarıman şiirleri
çeşme başında kadınlar aşktan kesilmiş sütten kesilmiş gümüşün biçimlediği bileklerinde suya tutmanın hüneri…
I dikkatimi dağıttığında kuşlar ben ona uyarım yürümek isterim yol bitmesin…
içinizden biri mi ölmüştür ayakkabıları ters çevrilmiş soğuktur nefesi acıyla yıkanmış beyaz bir örtü üstünde kaygu…
tehlikeye işarettir sınırda kalmak ağ örülüdür göğüm bakılınca parantezim ol kalbime ak…
suya bağıştır kar sürükelr buğuyu peşinden herşey ona akar…
Onlar gelirdiler; cepleri dolu karamela Sığınırlar koltukaltlarına annelerinin Kapı zilleri, telefon sesleri susar Susardı çocukluğun bahçesi…
varsa yoksa düşleriniz ve bir masumiyet rengi gözlerinizden akan eteklerinizden çözülen ipi tutturun o r d a kalın…
Kurumuş ot rengidir kadınlar Keskin gül izi soluk alışlarında Mevsim yaprağını arıyor annem neden…
gitmekten başka yalanı yoktur gidenin sonsuz ve siyahtır…
biraz tambur sesi lütfen kalbim ağlayacak ne olacak düş delisi…
kato'ya ve cihangir kedilerine bak! şaşırdı ay menzilini kalk gidelim geç oldu ama…
göğe bakma sularıyız rüzgârlar arasında hüzzam atlar kaldı artık eksik yazlardan üşümüş ve alnı siyah…
çocukluğu uzun, aşkı kısa içinde şehir ve sokaklar odalar kadar yer tutar kar yağardı emirgan'a ağlasa…
I. Evlerin dağınıklığını toplamış sukunet…
15 / 43 gösteriliyor