Tül tül dökülür pencereden, Sağanakları haber veren kadınlar mavi düşer arzulayan gözlere…
Geçen yıllar sürgün. Alınan her nefes ve tadılan her ten umutsuzluktur sensizlik denizinde…
Burada bir davet var Bir zaman, bir yerde Bir iki kişiyle Bir düş içinde…
Bir sen var içimde, Bölük pörçük, ışık demetlerinden oluşan Derimin altında, bir nehir boyunca Süzülen dal parçası gibi bir sen,…
sakın ola sanmayın yokluğumda düşen parçaların harflerime değmeden düşünüzden seyrettiğini…
Kırık kanatlarla uçmayı öyle özlemişim ki, Denizin ötesinde pikelemeyi Bildiklerimizin dışında Gökyüzündeki maviyi sarıya bulandırışımı…
Bahar bu pencerede dolaşan, Dışarıda entarisini giymiş kargalar Yeşile bürünmüş eşdost ile nisan En sevimli yavrusu oluyor baharın…
Apartmanın ikinci katından aydınlık göründü ışıklar. Öksüzlüğünü dilenciyle paylaşan, otobüs bekleyen durak Söğüt ağacından kopmuş bir elma kadar yaprak Örtüyor aydınlığı, gecenin…
Yağmur bir kez daha çiselerken, Penceremin ucunda Yalnızlığımı akıtıyorum suya, Gözlerimi bırakıyorum yansımana.…