Görünmeyen Kor Sonesi

C Cengizhan Konuş
0 Altın Yaprak
Betimlenemeyen çığlıklar eşliğinde tenime sürmediğim dokunuşları aksırıyorum. Çürümüşlüğünde herkesin ağır yaralandığı ağrıların hecelenemeyişlerinde yokluğumun tiz sesine varıyorum. Yönümü kestiremiyorum en zifiri halinden acının. Ürkekliğim hayatın içinde, korkularım bana dahil. Palazlanamayan hikayemin tam göbeğindeyim ama oyun benim dışımda oynanıyor. Şimdi dibe vursun eyyamın ışıkları. Hiçbir saate kurulmuyor sesim. Dar boğazların sıkışıklığının kahrında kuruyor kalbim. Kahır: Siyah suların üstüne yazılmış lacivert hayallerin infilakı. Ey Aşk! Ellerimin yakıcı karanlığı tecrit edilmiştir Musa´nın alnındaki kızıl denizlerden. Kendimden soyunuyorum gözlerini giyinmek için. Biliyorum, gözlerin ölümün ilk basamağı. Gelip öpüyor ölüm ziyasızlığı süslenen ruhumun ıssızlığından. Dolunay yaralı çehremde geziniyor. Zamansızlığıma yeter mi kerahat vakti beklemelerinden usanan ömrüm? Tenimde kopan kızılca kıyametlere aldırmadan şehir harabeleri biriktiriyorum saç diplerimde. Kesik kesik ağlayışlarda cesedimi yağmalıyor ´o´ şehir. Bekleme salonlarında tuz basıyorum gelmeyişlerden sıyrılamayan yarama. Sevdiğim! Aşk hangi yalnızlıkta aynı kederle vurulur, kaç kere? Topraktan fışkıran kan mı, damardan yürüyen baldıran zehri mi bu hasta coğrafyada? Söylesene… Mahrem acılara mayalanmamış denizleri yaslıyorum. Başından başlıyorum da sonuna yetişemiyorum hüznümün. Şölensel nihayetler bulamıyorum kendime. Ben cesareti haram kederlere gizlenen bir korkağım. Yalnızlıkla itham ediliyorum hep. Sevdiğim! Ömrümün duldasına sürüyorsun saçlarını, onulmazlığım büyüyor. Ama sen yinede aldırma yitikliğime. Kırılan ayna bir daha kırılmaz ki. Bastırılamamış ihtilalin şiir sonrası her aşk sürgündür sürgüne biraz. Azize dokunuşlu annemin parmaklarında tuzlu su tadı. Fırtınadan sonraki hıçkırığı ıslatıyor koynumda gözyaşlarım. Kağıttan gemilere binip uzaklığıma uğruyorum. Seyir defterim bomboş. Oysa iki boşluk arası hayatın sığınağı değil mi? Meğer hiçbir boşluk dolduramıyormuş kendi içini. İradesizliğin hezeyanına saklanan yaşarlım sökülüyor tebessümlerimden. Hayatsızlığa neden bu kadar tanığım bilmiyorum ki. Bütün bütünsüzlükler kanımdan geçiyor. Gülüşüm şarap kızlı bir çöl: Sarı safran ağlıyorum hep. Susuyorum, kuyu kahverengi kanıyor bana. Anlıyorum kuyu çık(a)mıyor Yusuf´tan. Ey Aşk! Beni başkalaştırmadan sev ne olur… Hiçliği maskeleyip yüzüme rüzgar´dan önce gelen sükuneti hücrelerime yamalıyorum. Eskimişliğimden sızıp da kirpiklerimde yıkanan hicran bulanıklığın yüzünde dağılıyor. İmgeler düşerken bulutun saçağına bin ölüm vebal veriliyor öyküme. Ben soyulduğum kadarım öykümde. Öyküm bensizlikle dolu. Rüzgar! Hangi çağın hazanıdır küf kokun? Ey Aşk! Ne çok öldüm ne çok yaşarken seni. Dalgakıran hayatlara takıldım. Gün mavisi telaşlarda hırpalandım. Ölmeye bu kadar hevesli değildim ben. Şimdi daldığım yerden dönmemi bekler mi aşk? Dudağımda asılı kalıyor hitamsız cümlem. Tutuyorum varlığımı, ölüm bir yangını eskitiyor bende. Kanlı perdeler gelmeyin üstüme. Birazdan hüzün patlayacak elimde. Şiire doydum kanıma susadım. Usulsüzüm. Çıkarın beni serencamımdan. Kirpiğimde yangın var. Sönmüyor işte. Ey suretimi saçlarıyla yıkayan! Ölümün aşık olduğu kadın/ım! Hadi yak tütsülerini gökyüzünün. Güneş çizsin tabutlara uykusuz ölülerin gözleri. Ten bıraksın tufanlar Nuh Ülkesi´ne. Ben buz tutmuş bir ırmaktım. Akmak için güneşim sende eridim. Görünen kor harici, siretinde her şey sır değil mi? Unut delirişlerime sığmayan repliklerimi. Ben yazdım. Ben oynadım. Ben çıldırdım.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.