Afrika'dan Çok Fazla Farklı
D
0
Altın Yaprak
Bir rüzgâr buruşturuyor sarımsı kahverengi patikasını
Afrika'nın, Kikuyu'nun, sinekler gibi hızlı
Güney Afrika bozkırının üstünde şişmanlayan kan dolaşımları.
Cesetler saçılır bir cennetin arasından.
Yalnız solucan, kokmuş etin albayı, bağırır:
"Harcama acımanı bu farklı ölülerin üzerine!"
İstatistikler haklı çıkarır ve bilginler yakalar
Göze çarpan acılarını sömürge siyasetinin.
Nedir o yatağında doğranan beyaz çocuğa?
Vahşilere, harcanabilen Yahudiler gibi?
Harmanda dövülmüş çırpıcı makinelerle, uzun sazlar kırılır
Mısır turnalarınının beyaz bir tozunda, bağırtıları
Medeniyetlerin doğuşundan beri tekerlekledi
Kavrulmuş nehri ya da hayvanla kaynaşan düzlüğü.
Hayvanın hayvan üstüne zorbalığı okunur
Doğa yasası diye, fakat dikey duran insanoğlu
Tanrısallığını arar acı vererek.
Çoşkulu bu kaygılanmış hayvanlar gibi, onun harpleri
Danseder bir davulun gerilen leşine,
Onun yüreklilik dediği sustururken o doğuştan gelen korkusunu
Beyaz barışın ölülerin kapmış olduğu.
Yeniden hayvani gereksinme siler onun ellerini
Kirli bir amacın peçetesi üzerine, yeniden
Bir israfı merhametimizin bizim, İspanya'yla olduğu gibi,
Goril süpermenle güreş eder.
Her ikisininde kanıyla zehirlenmiş olan ben,
Nereye döneceğim, damara kadar ikiye ayrılmış?
Ben küfür etmiş olan
İngiliz idaresinin sarhoş subayına, nasıl seçerim
Bu Afrika ve sevdiğim İngilizce dili arasında?
Her ikisinede mi ihanet edeyim, yoksa onların verdiklerini geri mi vereyim?
Nasıl yüzüne bakabilirim böyle katliamın soğukkanlılıkla?
Nasıl Afrika'dan öte tarafa dönebilirim ve yaşayabilirim?
Bu metin şairin özgün dilinde (İngilizce) değil, bir çeviridir.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş