Yaralı Ve Yalnız

D Devran Demir Devran Demir
0 Altın Yaprak
''Yaralı ve yalnız bir yazar''a, hüzünle... Ayakların baş, başların ayak olduğu; Her şeyin birbirine girip çığrından çıktığı, Mihrabı kalmamış bir ülkede yaşıyordu. Başdöndürücü bir hızla değişiyordu dünya. Akıl almaz bir hızla kirleniyordu her şey. Acıyla bakıyordu tükenen değerlere. Hiçbir yerde iyiye ve güzele yer kalmamıştı. Cahil ve kaba insanlar doldurmuştu her yeri. İncelik ve bilgelik aşağılanır olmuştu artık. Her şeyin rakamlarla ölçüldüğü, Katı ve sığ bir zamanın yorgunuydu; Derin bir hüzünle anıyordu geçmişi. Kimseye anlatamadığı duyguları vardı, Sürekli dayanılmaz bir çekip gitme İsteğiyle boğuşuyordu içinde. Bütün yakınları tarifsiz bir uzaklıktaydı; Yaralı ve yalnızdı hayatta, Yakın değildi çocukları bile. Mağdur ve güçsüz kadınların Hicranıyla doluydu -mutsuz ve muhtaç- Çocuklar ağlıyordu rüyalarında. Uzun ve ıssız gecelerde Çekilip tenhaya sessizce Saatlerce ağlamaktan başka Hiçbir şey yapamıyordu. II Mezar taşlarından Kalandı... en çok Gözlüğünü unutuyordu. Büyük ve gösterişli yapılar, Uzun ve gürültülü caddelerden, Ara ve sessiz sokaklara sığınıyordu. Her zaman dalgın ve düşünceliydi, Uzak bir yerlerden hep Bir şeyler bekler gibiydi gözleri... Bir yaprağı bile ezemeyecek kadar hassastı, Küçük ayrıntılardan Büyük öyküler çıkarmanın ustası. Eskiden büyük bir merakla bilmek istiyordu herşeyi; Günden güne derinleşen bir acıyla yılgın, Unutmaya çalışıyordu şimdi birçoğunu. Bir solukta değil, yavaş yavaş okunan Sürükleyen değil, garip bir biçimde Kendine çağıran kitapların yazarıydı. Usul usul her sözcüğü Yüreğinden geçirerek konuşuyordu. Oturuşu-kalkışı, yürüyüşü ve duruşuyla İnsanlarda saygın duygular bırakıyordu. Kitaplar ve kitaplardı en yakın dostu. Sessizliği seviyordu, Güldüğü azdı. III Her gece onlarca kanaldan sızan Tatlı ve zehirli sularla Beyinler yıkanmaya devam ediyordu Gazeteler bu süreğen temizliğin Yarattığı kirliliği, her sabah Sayfalarına taşımakla meşguldü. Sürekli asık bir yüzle dolaşıp bağırarak konuşan, En küçük birşeyden birbirini kırıp inciten Bir kalabalığı anlamakta zorluk çekiyordu. Herşeyi şuursuzca tüketmeye ayarlanmış, En büyük hayali 'şöhret' olmak olan Baştan çıkmış bir neslin şaşkını ve üzgünüydü. Okumayan, düşünmeyen, sormayan; Sevgisiz, güvensiz, ümitsiz Çocuklar büyüyordu her yerde. Sinsi ve merhametsiz bir yılandan, Üzerine kapanarak Korumaya çalışıyordu inançlarını. Bir acı deniziydi yüreği; Bir sürgün gibi yaşıyordu dünyada, Ölülerden başka anlayanı yoktu. IV Ne mi yapıyor şimdi? Gömüp nice acıyı içinin derinine, Işıksız ve umutsuz bir dünyanın Bir yığın sızısı ve kederiyle Acıdan ölmemek için yazıya, Çıldırmamak için Gözyaşına sığınıyor hâlâ... (nisan-mayıs 2007 / İstanbul)

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.