Sendeki Bende Cenaze Töreni
E Efe Oktay
0
Altın Yaprak
Geçmiş duygularım,
Ve o geçmişte saklı uzun kumral saçların…
Sadece genzimi yakıyor artık.
Öfkem zihnimi ayırırken kalbimden,
Ölü bir kuğu gibi gömülüyorsun kumlara
Ya da ben su yüzüne çıkıyorum.
Her birim zaman için bir dilek tutarsam,
Belki affedebilirim geçmişimizi.
Sabırsız ve geç kalmış bir tını gibi çıkıyorsun merdivenleri
Köprüleri geçiyorsun.
Yollar ayaklarında, bulutlar yüzünde uzuyor
Gözlerin gökyüzünün aynası
Tek bir damlada bir olup akıyorum pınarlarından.
İçindeki boşlukta yel olup
Tozları kaldırıyorum güneşten.
Rutubet kokan bir aşkın elçisiydim,
İstifa ediyorum.
Yıldızlardan akan gecenin
Gündüze soyunduğu bir vakit,
Sarı gündüzün o hüzünlü esintilerinde
Tek bir anda çiyler bir olup içime düştü.
İçine düştüm, bir mavi dehlize
Berrak bir yalanın kamufle büyüsüne.
Ve o estetik harikayı kalbime çizdikten sonra,
Bak dedim, bu sen.
Sonra o ben oldum.
Gri yeşil kuzey göllerinde tek kürekle
Rüzgarlara kucak açtım,
Kaotik uğultuların rasgele hayallerinde
Bana benzer bir sen ararken
Sislerin içinde bir gezgin,
Önce gülücüklerimi
Sonra bütün umutlarımı harcadım
Adının dudaklarına dokunmak için.
Hiç umudum kalmadı,
Eve dönüyorum.
Artık dönerken seni getirmiyorum,
Sonbaharın kuru dallarına astım bakışlarını.
Bir gül gibi kururken karşımda,
Ayrılırken damarlarımdan, kanımdan,
Özleyen kollarımdan,
Engel olamıyorum gidişime, kalışına.
Şarkılar biterse gözlerin biter,
Ben bitersem sen ölürsün.
Hasırdan duvarları tırmaladım,
Çiçekler döktüm ellerine.
Sonra baktım geriye,
Sen bir kör, bir çılgın parçası kristalin,
Bense bir sevmek eylemiymişim.
Koridorlar çizdim gitarıma,
Giysilerin üstümdeki yağmurları kuruttu
Yorgan gibi çektim üstüme beyaz tenini
Tüm olabilirliklerin alnından öptüm
İlkelce yaşadım her günün her aynı senaryosunu.
Artık bir cenaze töreni gibi duruşlarım,
Bir olgun sessizlik,
Can çekişen bir sembolik gurur…
Sen sustukça güller kurur, kağıtlar yeşerir
Mevsimler dalgın sigara dumanı,
Sahillerde dalgalar çarpıntı olur.
Olağan Salı günleri gibidir kaçışlar, tüm dişi oyunların
Oysa ben hala seksek oynuyorum
Bir basit aritmetikten dahi daha kesin
Daha keskin kınıyorum,
Yırtıp atmak geliyor şimdi gülücüklerini
Bir lavaboda tutuşturmak uzaklığını,
Güneşin kapanması gibi duvarlar içine.
Sen sustukça ben susuyorum,
Konuşacağım her kelime yasaktı
Kısa mesafelerde geç kalmış,
Aç kalmış samimiyetlerse mezarlık esintileri…
Şarkılar bitiyordu,
Arıyordum imdat çağrısı gibi
Sürekli meşgul çalan bir numarayı
Auranı bıraktığın yeri anıyordum,
Silinirken izlerin haritalardan
Son soluklarla sonsuzluğa bırakılırken düşler.
Geçmişin yarın olması ihtimaline karşı
Yapay saltanatımı ilan ettim bir akşamüstü.
Yok olmak üzere durdum karşında,
Kaçıncı son defa, kaçıncı ilk?
Seni severken çimleri ezmedim
Tek bir aşkta bir olamadık,
Öpüşemedik bir ağaç gölgesinde,
Önceden hazırlanmış bir merhabayı
Bir cenaze töreninde uzattık ellerimize.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş