Senin Kokun (İstanbul)

E Elmas Topal
0 Altın Yaprak
// Z/amansız bir gül açar Dudakların değdiği yer de. İnsanlara kollarını açıp gelen Senin kokun.// Sen; Yeryüzüne kurulan Koynunda nice uygarlıklar yaşatan Haritaların kaderine çizilen medeniyet şehirsin. Tüm dünyanın nazarları üzerinde Albeni duruşunla Göz kamaştırıcı ihtişamınla Baş döndürücü bir atmosfer yaratırsın Oturup seyretmeli kızıl bir akşamüstü Denizin suyuyla tuzu sevişmesini Gemilerin ıslık seslerine eşlik eden martıları Gelinin gerdan süsü boğaz köprüsünü Yeryüzünden gökyüzüne Doğudan batıya Rumeli'den Anadolu'ya Başında denizden bir taç ile Koca bir adam gibi yürüyüşüne. Senin şehir siluetine hakim olmuş bu görkemliğin Sulara yansır asude ve emsalsiz tüm güzelliğin. Her köşede başka bir kostüm, Her sokakta başka bir şaheser Sanki her biri sedef taşından yapılmış binalarınla Tüm hünerli eller bu sahnede birbiriyle yarışır Derken film şeridi gibi geçti gözlerimden Lale Devri Geçmişten geleceğe uzanan bu eller öpülüp alına koymalı. //Sen Fatih'in fethetmek için yöneldiği kıble Medeniyetlerin kesişmesi Kıtaların buluşma noktasısın.// Durup düşünüyorum bu şehirden geçen insanları Ayakları küçük, gölgesi küçük, yüreği büyük Toprağının her bir zerresinde tarihimin ayak izleri, Takvim yapraklarımın ezberlediği insanlık türküsü Ve lal idi şanına ozanların sazları Gelinlik kızların sandıklarında ki çeyizi Medeniyet denen nakkaşın gergeflerinde işlenirdi Ve ey sen Eyy sen şehirlerin sultanı Otur tahtına Otur sevdalıların başına. Ay doğmak için güneşin önünde zanüzede Güneş ise gözlerini sana açma derdinde İnsanlar kavgan ve sevdanın peşinde Nedir Sümerliler' den bugüne kalemlerin dansı, Kelimelerin telaşı, Şiirlerin koşuşturması? Boş mu sandın her beyaz sayfayı Her biri adını zikretme sırasındalar. Dinle bak bayrakla toprağın muhabbetine İki dudak arası sevgi çeşnisi, İki göz arası insanlık tarihçesi, Her doğan insan aslan pençesi. İnsan ki... İnsan ki sevgiyle büyür Ve ben senin sevdanla büyüdüm tarih kitaplarımın arasında Çeşmelerinden yudum yudum ak sütünden içtim. Söyleyin masallar ben nereliyim, Hangi yiğit beni bu şehre gebe bıraktı, Hangi toprak bu kadar ana kucağı gibi sıcak, Hangi asır, hangi zaman Saat bilmem kaç Kulağımda boncuk gözlü annemin ninnisi Bu şehrin dizlerinde uyumalı Bu şehre uyanmalı İnsanlığı bu şehre uyandırmalım en derin uykularından Atalarımın alın teri kurumadan Durmadan, yorulmadan seni anlatmalıyım Mesela en güzel resimlerini kâğıtlara çizip Çocukların eline verip göklerde uçurmalıyım. Duruyorum. Ayaklarım şanlı topraklarda Bir nefes çekiyorum en derininden ciğerlerime Mis kokusu, İstanbul kokusu... Yılların yaşlandıramadığı bebek tazeliği. İlerlemeliyim İstanbul kokusu sinmeli üzerime Damarlarımda bu şehir dolaşmalı Verdiğim her nefeste İstanbul'u solumalı insanlar Mavi bulutlara doğru yol almalıyım Talihimin de keskin çizgili İstanbul alınyazısı Tarihimde buram buram İstanbul kokusu

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.