yoldu kalın taşların satır satır doğrandığı karla kaplı yürekleriyle iki çocuk geçiyordu sinsi bakışlı kartalların arasından.…
Maviye vururdu hayallerin Gölgeli küçük gözlerin de. Oyuncaklardan kurduğun Pembe dünyada…
Git dediler Düşler ülkesine Düşkünler ülkesinden Ezik bakışlarını toplayıp…
Uyuz kedi gözlerim Topkapı’dan Beyoğlu’na gider Minarelerden zıplaya zıplaya Tarihsel döküntülerin kucağında…
ben dünlerle yarınları yaktım…
Seni sana anlatması Kolay mı sanıyorsun arkadaş Gökyüzündeki yıldızları bakışlarına Güneşi yüzüne…
Seni resmetmek için Bir tuval İnceden kalına fırçalar Ve fırından henüz çıkarılmış…
Nerelerde Bakışlarına asılı gözlerim Yok Soluk rüzgar süpürmüş…
Asılsız ihbarlar girdabında Kendime ihanet etmekteyim.
Karanfil kokulu gecelerimde Uzaklarda Yanan çıramsın.…
kırık dökük meyhane tabaklarını ayıklıyordu ıslak gözleri…
Sokulgan dudaklarında Sökük kelimeler Kış Omzunda taşındığım…
Kabus gecelerimin Kurtçuk zamanlarında Gökyüzünden Aç sırtlanlar iner…
Dilsiz şarkılar çalıyordu Geçmiş zamanları anlatan Bir adam oturuyordu Bulutların kenarında…
Bir kış günü Soğuk ve sisli Yırtılmış bulutlardan Akmakta…
15 / 42 gösteriliyor