Segâh-nihavend-nevâ

E Eylül Gökdemir Eylül Gökdemir
0 Altın Yaprak
isimsiz bir coğrafyanın terkedilmiş ülkesinde neva makamında çalarken sazlar kaldırımlar yankılanıyordu ayak izlerimde... yazık! eskilerden kalma bir ağustostur gelen... eşi benzeri olmayan bir bestede segâhın nihavende döndüğü yerde sular kararıyor, mahşeri bir ayaz düşüyordu içime... kızılı tükenmiş bir akşamın teğet geçtiği viran şehrimin sokaklarında iç çekişler yankılanıyordu her dem taze kanadıkça gözlerim gün kararır ansızın. bir el uzanır da geceme ayazı çözülmüş kirpiklerimin dönemeçlerinden gözpınarlarıma iner perde perde... gövdesi kararmış ak yüreğime hüznün gölgesi düşmüş desem de inanma! kahrın bebesini belerim mor salkımlı bir evin dalları kurumuş bahçesinde... dağınık hecelerinin süfli kelimelerinden suntursuz cümleleri toplarken esefle öfkeyle kırılsa da kalemler bu son sitemdi bitişine! bil ki ne iftira ne de küfür yakışmazdı dilime sana hoş geldiğince!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.