İsyan

F Faris Kuseyri
0 Altın Yaprak
inkârın soylu kanatları vardı ki onlar kırıktır kaynayıp coşsam huruç büyüse dal dal selam ederim kırık sabahlara buğday yansa ekmekler mi esmerleşecek kanasam kızaracak mı sular selam olsun yıkılan kerpiç duvarlara yakılan tarlalara selam olsun kırılsa göçmenlerin kanadı ağlamak mı düşecek payıma ateşe hançer çeken yaşlarıma selam olsun selam olsun kararan gözlerime ihtilal günlerinden sabırlar devşiren sen misin sen misin kuytularda inatçı mağlubiyetleri büyüten kaç kerre gördüm ölülerin üşüdüğünü ve dahi duydum kanadığını çınarların yansam, alevden bir çelenk koysalar göğsüme başım mavzere ayağım denize bakardı geldim işte silerek hesabımı övüyorum omzumdaki tüfenk ağrısını dalgalar kabardıkça kabarıyor mezar taşlarından isimler seçiyorum bir utanç gibi uzuyor ömrüm şafak gümbürdese turkuvaz koksa denizden uzak şehirler otlaklara zümrüt diyorsan eğer her sözünü lanetliyorum çürüyen dilim beni sars yasak bir sevdayı anlatır hep türküler patlamış nar çiçekleri acıkmış gök tutundum dalınıza kırılsa üzülecek mi ulu şehirler bil insan! koşar ayak geçtik zeytin ve defne ağaçlarının altından şelaleler ki yurdu saçlarımızı acıtmazlardı sular gibi koçlar bildik ve develer bildik ve yemişler yedik özlenen ellerden ey bağbozumlarının uslanmaz neşesi şarapların bin yıllık tortusu ey ne kadar uzakta kalsa da gelecektir bir mülteci gibi yoksul şehrimizi kıskanan

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.