Şebnemler Kurutuyorum Vedalara

F Faruk Civelek
0 Altın Yaprak
Temmuz’dan taşıyorum bahar yeşilini eylül’e Hesapsız kitapsız borçlanırken yine zamana Soluk yapraklı ormanları omuzladım gidiyorum Bulanık güneş üstümde ağlıyor Umrumda değil sanki hiç bir şey Yüküm ağır iki büklüm yola girdim İklimleri tehdit aklımda,yaydan çıkmış ok gibi fırlıyorum Boynumda canlı şebnemler kurutuyorum vedalara Bohem bakışlar çakıyorum ihtiyar aynalara Ki haşmetli bir duruş suretimde Aksimden bir canavar büyütüyorum Aymazlığımdan ağlaşıyor ellerim Gönüllü illegalliğimden açlığımı besliyorum Geçmişin korkusu peşimde Sınırsız sahralarda tam onikiden vuruluyorum Bir kadın gözünden düşen ışıkla Sabah yıldızlarını yıkayıp doyuruyorum yine Güz dalları sepetimden sarkarken Sürünen sevdaların yüzüne çalıyorum sessizce İniyorum çıkıyorum yürüyorum delice Yüzümde eylülden aşırdığım solgun maske Çehresi değişiyor ruhumun,bu neyin nesi An be an koyulaşan karanlıklarda can çekişiyor şafaklar ötesi Dudaklarım bin yemine mühürlü Yolların,yılların sonuna koşuyorum Derinleşen yollarımda erişilmez duraklar Kendi kıyametime kendimi heba ediyorum sanki Bir ölümün soğuk yüzüne davetkar yazgım Ne kadarda özlüyorum şimdi Giden ben değildim sanki Benzeri kalmamış göçebe tutkular mı bunlar Yabancısı değilse bu masal,bu dağın önemi ne Nerelere varmışız niye varmışız bilmeden Çileler ülkesine yorgun argın yolculuklara Kudurmuş bir öfkemiydi bendeki, Oysa... Oyuncak taşımalıydım kimsesiz çocuklara...

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.