adalet var bu harabede adaletten öte zulm sarayında ne bulursun? ey yolcu!…
üç hilal akıncının atı üstünde kuruldu kanlarında bin gavur binbir namert boğuldu körkaranlıkta bozkurt yanlarına yoldaş oldu yürü bre akıncı hangi el tutar seni…
eskiden daha güzelmişsin gençliğim gibi ki senin de gençliğin ve geriye kalan bugün yüzünde çizgiler…
alim olanı arif bilir de kınar bazen densiz alim arifi…
nasılsın ey koca şehir yükü ağır beli bükülmüş yaşlı şehir yalnızlığımın şehri…
geçen gün aynaya baktım saçımdaki beyazları taradım hıçkıra hıçkıra çok ağladım seni siyah resimlerde aradım…
bakma sana geldiğime derdimin dermanı sende değildir doktor yarama ancak anam olur merhem sen bu derin yarayı…
Ankara'nın tüm mahallelerine sinmiş yalnızlığım mutluluk otobüsünü bekliyorum sensizlik duraklarındayım yüreğimde bin bir pişmanlıklar…
saatler oniki vakit gece yarısı altımda siper üstümde ayışığı karşıma dikildi poşulu bir delikanlı silahımdan ateş damladı gözümden yaş…
merhaba aşktan anlamayan sevgili hatırlıyor musun geçen yaz görmüştüm seni ilk kez sen mağazada tezgahtar…
sen çekip gittiğinde ayrılık benimle kaldı gözlerim buğulu pencerelerde ellerim ismini yazdı…
yüreğimde darbe korkusu kulağımda tank uğultusu sokaklara çıkmak yasak ben sokaklarda çırılçıplak…
cesaretin varsa gel yanıma aşkı yaşayalım sessiz sedasız kıyıya vuran hırçın dalgalara inat sevda denizine girelim zamansız…
arada bir keskin soğuklara çıkmak lazım ki sevginin keskinliğini anlamak için ve soğuktan ilham almak lazım…
elim kolum bağlı tutamam beyaz ellerini tutamam gözlerim sana yasaklı bakamam mavi gözlerine bakamam…
15 / 47 gösteriliyor