Nar-ı Yalnızlık
F Fırat Efe Polat
0
Altın Yaprak
İskeleye yanaşıyordu güneş
boş beşikte sallanan kundaksız bebeğin
hıçkırıklarında boğuluyordu martı leşleri
seferi fırtınalı geçen vapurlar
soluklanacak bir liman ararken
resmini yaktığım şehir gözlerimde büyüyordu
kız kulesinin gölgesinde bir bardak çayın
buharında demleniyordu anılar
sonra vapur sireninde irkiliyordum
yine seni yarım bıraktım
bir gemi daha uzaklaşırken
yüreğim dağılıyordu gözümde oluşan mavilikte
yırtarak yanaklarındaki arkı
el sallamıyordum bile ben
yaşamasını yarım bıraktığım senin ardından
kim geri verecek kaybettiğim zamanı
yanılgılarıma törpülenen çocukluğumun yerine
hangi sevda masalı İstanbul kadar katil
bir türlü atamadığım ağulu sloganlarım var
cebimde resmin
eş zamanlı isyan bastırırken dilimi
yak ulan yak diyor
küfür baz saatlerin dilini deşerken
İstanbul gibi bakıyorum sana tepeden
şüpheli gibi
baktıkça yazasım yazdıkça sevesim geliyor
anlamıyorsun değil mi
ulan sevmeseydim seni yapışırmıydım kaleme
alnının çatından vururmuydum cümleleri
ne yapayım söyle hayalini
bana sen lazımsın
yılgınım silkinip kendime gelememekten
kırgınım sırra kadem basmandan
yorgunum sırf izine rastlayamadığımdan
öyle ya da böyle sevmeseydim seni keşke
epeydir izini yokluyorum satır aralarında
hani bulsamda pek diyecek birşeyim yok nasılsa
bütün cümlelerini sigara parasına satmış adamım ben
koymaz ki bu bana senin yokluğunun yanında
seni kaybetmenin verdiği hengâmeyi bilemezsin
bulutlar gözlerimden hiç eksik olmadı
küs düşmüş aklım ile mantığım
bir damla akıp gidiyor işte fütursuzca
saymadım hiç
kaç gemi kaç ömür götürdü benden
sen say ki bir salâ da adım okundu
İstanbul buhranlı bir sevda yaşamayacak
üzerimi örten bir gecede kulaklarım sen diye çınlarken
eminsizliğim kan kaybetti
ne vakit geleceksin
ben kendimden emin değilim artık
yüzüme gazete kağıdı kapattılar
gel teşhis et beni
hediye ediyorum şimdi sana yokluğuna bindiğim tüm gemileri
bırakıyorum ulan seni istasyonu olmayan bir limana
yalnızlık abidesi
An/kara ...
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş