Leylâ Vü Mecnûn 301-400

F Fuzûlî Fuzûlî
0 Altın Yaprak
Sâkî meded et ki derd-mendem Gam silsilesine pây-bendem Gam def‘ine câm-ı mey devâdur Tedbîr-i gam eylemek revâdur Senden ne inâyet olsa vâki‘ Fikr etme ki menden ola zâyi‘ Men bir sadefem sen ebr-i nîsân Ver katra vü al dürr-i galtân Sensen hurşîd ü men siyeh hâk Ver âteş ü al cevher-i pâk Rahm et et ki garîb ü hâk-sârem Bî-mûnis ü yâr u gam-güsârem Ol bir niçe hem-dem-i muvâfık Ya‘nî şuarâ-yı devr-i sâbık Tedrîc ile geldiler cihâna Ta‘zîm ile oldılar revâne Devrân oları muazzam etdi Her devr birin mükerrem etdi Her birine hâmî oldı bir şâh Zevk-ı sühaninden oldı âgâh Türk ü Arab ü Acemde eyyâm Her şâire vermiş idi bir kâm Şâd etmiş idi Ebî Nuvâsı Hârûn Halife’nün atâsı Bulmışdı safâ-yı dil Nizâmî Şirvan Şâh’a düşüp girâmî Olmışdı Nevâyî-i sühan-dân Manzûr-ı şehenşeh-i Horâsân Söz gevherine nazar salanlar Gencîne verüp güher alanlar Çün kalmadı kalmadı fesâhat Erbâb-ı fesâhat içre râhat Ol tâife çekdi hırkaya baş Hâletlerin etmez oldılar fâş Tâ olmaya resm-i şi‘r mefkûd Ebvâb-ı fünûn-ı nazm mesdûd Lâzım mana oldı hıfz-ı kânûn Zabt-ı nesak-ı kelâm-ı mevzûn Nâçâr dutup tarîk-i nâmûs Râhatdan olup müdâm me’yûs Ahdi söze üstüvâr kıldum Eş‘âr demek şiâr kıldum Çün halka hilâf-ı müddeâyem Anlar zu‘mınca süst-râyem Her söz ki gelür zuhûra menden Min ta‘ne bulur her encümenden Eyler hased ehli bağlayup kîn Tahsîn ivâzına nefy ü nefrîn Ümmîd ki ref‘ olup küdûret Tağyîr-pezîr ola bu sûret Ol kavm bu gülşene girende Bu gülşen içinde gül derende Gül tâze idi vü gonca nev-hîz Depretdükçe nesîm-i gül-rîz Anlar güli derdiler men-i zâr Hâlâ dilerem derem has ü hâr Bu bezme olar verende tezyîn Mey sâf idi bezm hem nev-âyin Mey sâfı olara oldı rûzî Kaldı mana dâğ-ı derd sûzı Bu dürde men olmışam hevâ-hâh Bir neş’e verür mi bilmezem âh Bu pâdişâh-ı İslâmun duâ-yı devletidür ve Kahramân-ı enâmun senâ-yı şevketidür Sâkî kerem eyle câm gezdür Dutma kadehi müdâm gezdür Devrâna çok i‘tibâr kılma Gezdür kadehi karâr kılma Tök alup ele gümüş sürahî Zer sâgara rûh-bahş râhı Sarf eyle riâyetümde eltâf Tenhâlığumı gör eyle insâf Şuğlüm bu bisât içinde çohdur Senden özge mededci yohdur Hem-demliğüm eyle âr kılma Menden nefret şiâr kılma Ger bilmez isen ki men ne zâtem Ne zulmet-i çeşme-i hayâtem Feyz-i hünerüm şarâbdan sor Sûz-ı cigerüm kebâbdan sor Dutsan elini men-i fakîrün Hak ola hemîşe dest-gîrün Men şâir-i Mûsevî-kelâmem Sâhirlere mu‘ciz-i tamâmem Men sâhir-i Bâbilî-nijâdem Hârûta bu işde üstâdem Söz derkine sarf edüp firâset Emlâkine bulmışam riyâset Geh tarz-ı kasîde eylerem sâz Şeh-bâzum olur bülend-pervâz Geh de’b-i gazel olur şiârum Ol de’be revân verür karârum Geh mesnevîye olup heves-nâk Ol bahrden isterem dür-i pâk Her dilde ki var ehl–i râzem Mecmû‘-ı fünûna aşk-bâzem Bir kâr-gerem hezâr-pîşe Cânlar çeküp isterem hemîşe Dükkânum ola revâc-ı bâzâr Her istedügin bula hırîdâr Bu bir tarîk ile kesr-i nefsdür ve Mukaddime-i medh-i pâdişâh-ı asrdur Sâkî ne idi bu câm-ı gül-gûn Kim eyledi hâlümi diger-gûn Ser-mest olubem sözüm hebâdur Her lâf ki eylerem hatâdur Te’sîr salup dimâğâ teşvîr Teşvîr mizâcum etdi tağyîr Men handan ü lâf-ı lutf-ı güftâr Kim söz demeğe olam sezâ-vâr Olsaydı menüm sözümde bir hâl Elbette olurdum ehl-i ikbâl Müstevcib-i izz ü câh olurdum Şâyeste-i bârgâh olurdum Makbûl düşerdüm âstâna Manzûr-ı şehenşeh-i zamâna Ol pâdişeh-i bülend-bîniş Kim hâk-i rehidür âferîniş Müstahfız-ı dîn penâh-ı İslâm Mahdûm-ı zaman melâz-ı eyyâm Ebr-istihsân ü berk-kîne Şâhenşeh-i Mekke vü Medîne Müstakdim-i hak muhill-i bâtıl Sultan-ı murâd-bahş-ı âdil Erbâb-ı hüner ümîd-gâhı Türk ü Arab ü Acem penâhı Deryâ kimi eyleyen demâdem Endîşe-i kurb ü bu‘d-ı âlem Lutf ile veren yahına lû’lû Ebr ile yırağa gönderen su Lû’lûsını eyleyen cihân-tâb Leb-teşneleri dür ile sîr-âb Gerdûn kimi lutf edende zâhir Dâmen dâmen töken cevâhir Gün kimi olanda cûdâ mazhar Hırmen hırmen nisâr eden zer Tugrâ-yı misâl-i Âl-i Osmân Sultân-ı sipeh-şiken Süleymân Yerde düşer olsa feyzi hâke Ta‘n eyleye hâk ruh-ı pâke Gökde nazar etse bir hümâya Hurşîde salur hümây sâye Ger şarka urur sinân-ı ser-keş Gün kimi çıhar sipihre âteş V’er garba çalarsa tîğ-i bürrân Gerdûna yeter şafak kimi kan Dün çerh yana nigâh kıldum Nezzâre-i levh-ı mâh kıldum Gördüm bu hatı ki hâme-i hûr Ol levhde eylemişdi mastûr Bu kasîde Hazret-i Pâdişâh şânındadur Zihî kâmil ki akl-ı nükte-dân derkinde hayrândur Vücud-ı bî-misâli intihâb-ı nev‘-i insândur Felek bir dürc anun zât-ı şerîfi gevher-i yektâ Cihân bir cism anun hükm-i revânı fi’l-mesel cândur Tarîk-i tâati hem mezhebe hem millete nâfi‘ Hilâf-ı meşrebi hem devlete hem dîne noksândur İki kısm eylemiş küfr ile îman yeddi iklîmi Anun hükmindedür ba‘zı vü ba‘zı kâfiristândur Esâs-ı hükmidür ma‘nîde bir sedd-i Sikender kim Anun Ye’cûcdur bir yanı vü bir yanı insândur Binâ-yı kadridür ma‘nîde bir âlî imâret kim Mukarnes tâk-i gerdûn ol imâretden bir eyvândur Muzaffer dâimâ Sultân Süleymân Hân-ı âdil-dil Ki her kim tâbi‘-i fermânı olmaz nâ-müselmândur Cihân-gîrî ki gün tek mülk teshîrine azm etse Muhakkar cilve-gâhı arsa-i Îrân ü Tûrândur Sâhî-tab‘ u mürüvvet-pîşedür kim bahr-ı eltâfı Temevvüc kılsa mevci fakr bünyâdına tûfândur Kemîne kimseye kemter atâsı hâsıl-ı deryâ Muhakkar meclise bezl-i hakîre behre-i kândur Vücûd-ı pâki-le Hak rahmetidür âleme nâzil İtâat ehline gösterdiği adl ile ihsândur Süleymân bârgâhıdur yakîn heybetlü dergâhı Kim anda dîvler tâbi‘ perîler bende-fermândur Muazzam leşkeridür bir bulut kim düşmene andan Firengîler sadâsı ra‘d toplar daşı bârandur Semendi seğridende lâmi‘ olmış ahter-i sâkîb Sipâhı deprenende mevce gelmiş bahr-ı ummândur Seferde çekmek içün haşmet ü ikbâl esbâbın Arâbe arş levhi ordusı gerdûn-ı gerdândur Zamânında yetüp cem‘iyyet-i esbâba ârifler Olup derhem hemîn mahbûblar zülfi perîşândur Halâyık subh-tek handân olup mihr-i cemâlinden Dil-i sûzân ile devrinde ancak şem‘ giryândur Havâdisden mizâc-ı mülk tağyîrine imkân yoh Kemâl-i adl ile tâ mülke Osmân oğlu sultândur Bi-hamdi’llâh bugün havf ü hatâdan şer‘ nâmûsın Bulup tevfîk-ı nusret sahlayan Sultân Süleymândur Nişân-ı feyzidür ol nusret ü ikbâl kim hâlâ Ne yan kim azm kılsa rehberi te’yîd-i Yezdândur Dil ü cândan Fuzûlî izz ü ikbâline ol şâhun Rızâ-yı Hakk içün dâim duâ-gûy ü senâ-hândur Çü oldur hâmî-i İslâm vâcibdür anun medhi Ne kim medhinden özge söz demiş andan peşîmândur İlâhî bâkî olsun dâim insan-perver ikbâli Cihân-ı fânî içre tâ binâ-yı nev‘-i insândur Yâ Rab ki muzaffer ola dâim Zâtiyle binâ-yı adl kâim Şâyeste ana serîr ü efser Âlemlere adli sâye-güster Bu sebeb-i nazm-ı kitâbdur ve Bâis-i irtikâb-ı azâbdur Sâkî dut elüm ki haste-hâlem Gam reh-güzerinde pây-mâlem Sensen men-i mübtelâya gam-hâr Senden özge dahi kimüm var

Kamu malı: şairin ölümünün üzerinden 70 yıldan fazla geçti.

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.