Gittin
G Gültekin Akçay
0
Altın Yaprak
Hiç bu kadar kötüsünü görmemiştin,
Daha önce bir otobüsün.
Kimbilir ne küfürler ettin,
Koltuklarına, camlarına, motoruna...
Ağır ağır çıkarken merdivenleri,
Birkaç el kalktı veda için.
Gözlerin bir çağlayan gibi doldu belki.
Ağlamamak hiç?
Bu kadar zor olmamıştı,
Kalbini yerinde tutabilmek.
Bir homurtuydu gidişin,
Bir çığlıkla geride kalanlara.
Bir otobüs durdu toz duman içine.
Uzak, en yakınındı şimdi.
Kısık gözlerin, gelişini aradı.
Etraf, sınırsız, sıralı dağlar.
Sen daha gelmeden kendine,
Gidenlere açılıyordu yollar.
Şurdan geldim dedin, belki.
Boğuk sesler, bulanık yüzler.
Biri sigara yaktı dibinde ağacın.
Birkaç tanıdık yüz bulmaktı ilk savaşın.
Tıkılırken balık istifi bir reo ya.
Dünyadan tecriti yaşadın.
Geldin be Ali.
Sensin şimdi, yolunu kaybetmiş bulut.
Serserilik artık ıslanmak,
Güneşte kavrulmak.
Bu çamurdan evler de nesi?
Hani caddeler, nerede kızlar?
Nerde sevdiklerim?
Bu kızıla kesmiş yer neresi?
Çok çektin be Ali.
Sırtına saplandı güneş belki,
Ne omuzlar çürüttün altında hayatın.
Birileri unuttu belki seni,
Sen birilerini.
Ne kadar uzunmuş geceler diye düşünürken
Güneşin batışı sevindirdi belki seni.
Yırttın şafak şafak diye kendini,
Son yaprağı girerken kabuslarına
Belki yırttın defterleri.
İsyan ettin belki.
Belki gülerken süzüldü içine yaşlar.
Birçok meşgul sesi dinledin telefonda.
Aradığınız istikamette bütün hatlar dikenlidir,
dedi bir ses belki.
Defterin dolarken numaralarla bir yandan,
Ne numaralar çevirdiler sana.
Sen çevirdin, düşüremedin, delirdin.
Parçaladı kalbini hasret,
Dağladı yüreğini belki.
Boğazına düğümlenir her şey,
İçinde büyür dağlar.
Acılar kaçtıkça kovalar seni.
Dikenli tellere kadar.
Birçok dost buldun belki,
Edindin birçok düşman.
Belki beraber tuttunuz nöbet.
Belki uyudunuz çaktırmadan.
Çok gece dikildin kaldın.
Hayellerin yıkılırken.
Hatıralar koşturdu peşinden.
Karavanalar yıkarken.
Cüzdandan çıkardığın bir resim,
Tesellini salınca tüm acılar üstüne.
Güldün işte.
Güldün be Ali.
Burada.
Buradasın, buradaydın
Burada yedin, içtin
Yattın, kalktın.
İşte burada,
Güldün be Ali.
Ağladın...
Ağladım.
Burada... burası;
Kızıltepe
Karanlığı aydınlattı bir sabah, bir ses.
Sesin hiç bu kadar güzelini,
Duymamıştın belki.
Silindi birden beş yüz küsür şafak.
İşte, geçmiş geçiyor sahneden.
Filmler, şeritler uçuşuyor havaya yüreğinde.
Bittin be, aşşağılık günler, bittin işte.
Elinde birkaç valizle yürürken nizamiyeye.
Yüzünde buruk bir tebessüm.
Ardında kıskanç gözler,
Değdiğin birkaç el,
Birkaç öpülmüş yüz bıraktın.
Ulan Ali! sen misin giden?
Bu kadar ha? Bu kadar, ayrılık.
İşte bu adalet!
İşte bu kökü bozuk dünya!
Üzerinde son yükün,
İçinde garip bir hüzün.
Ağır ağır çıktın merdivenlerden.
Sadece birkaç basamak ayırdı bizi.
Uzanmak isterken ellerine.
Son bir kez dokunmak isterken.
Kalktı kahrolası otobüsün.
Bütün yüküyle kalktı ellerin.
Son bir selam çektin.
Kepsiz.
Ağır ağır çevirirken başını geriye.
Geride kaldık hepimiz.
Uzaklaştık sana.
Uzaklaştıkça küçüldük,
Küçüldükçe uzaklaştık.
Dizlerin, bacakların çözüldü.
Belki doldu gözlerin, birkaç damla.
Hepsi bu kadar. Bitti işte.
Gittin be Ali.
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş