Antepli Mustafa

H Halit Demir
0 Altın Yaprak
(Erbay Abime Hitaben) Doksan altının Mart ayıydı Göreve başlamamın onbeşinci yılı olmuş Tayinim metropol şehri olan İstanbul”a çıkmıştı. Yıllarını tarihle yoğuran Komşusu aç iken tok yatmayan Bire alınıp bin kuruşu satılmayan Nicelerin yaşama hayali kurduğu Taşı toprağı altın deyip Sonrada bu değerini yitirmiş Şimdi ise her şeyin menfaat Her şeyin parayla ölçüldüğü Hayatların, beş kuruşa satıldığı Kötülüklerin volta attığı Hayallerinin yıkıldığı O şehirdeydim artık. Göreve gelişimin altıncı ay olmuştu Bir Cuma sabahı Kadıköy civarlarında Bir hırsızlık vakası olmuştu. Ben ve arkadaşlarım olay yerine gittik Kapıyı, Paltosunun yakaları yukarı kalkmış Bir kolu yamalı, bir kolu yırtık Sakalları uzamış, gözleri kan çanak Otuz -otuz beş yaşlarında bir adam açmıştı. Üç yıl önce İstanbul’a gelmiş Bir fabrikada dökümcü olarak işe başlamış.. Kazancını buradan sağlayan Ekmeğini alın teriyle kazanan Yağız bir Anadolu delikanlısı Antepli Mustafa’ymış. Dış kapıdan içeri girip Odayı bomboş görünce şaşırmıştım. Ev üç odalı bir evdi Salonda sadece bir kanepe Ve iki tahta sandalye vardı Diğer bir odada ise bir beşik görünüyordu. Evde başka eşya göremeyince İçimden tüm eşyaları çalınmış mıydı? diye sorup Şaşırmış, donup kalmıştım. Eğer öyle ise ! Bu ne vicdansızlık,bu ne şerefsizlik dedim. Allah’ım böyle bir şey olamazdı? Ve salondaki Kanepenin üzerinde Sırtı kapıya doğru dönük Ayaklarında çocuk sallayan başı önüne eğik Gözlerinden yaşlar süzülen bir anne vardı Oysa hırsızlık olayından sonra Antepli Mustafa birkaç gün işe gidememiş İş sahibi de işine son vermişti. Taksitle aldığı birkaç eşyanın parasını ödeyemeyince İade etmek zorunda kalmış Ya da eşyaları geri alınmıştı. Antepli Mustafa her şeyini yitirmiş Her şeyini kaybetmişti. Yumrukları sıkılı hali dikkatimi çekmişti Sanki bir şey gizliyordu Ne var avuçlarında dedim? -Hiç dedi. Avuçlarını zorla açtım. Avuçlarında Bir altın kart ve bir küpe.. İçeri odadaki beşiği gösterdi Beşiğe doğru yürüdüm. Beşikte 3-4 yaşlarında bir çocuk yatıyordu Yumurcak, ateşler içinde yanıyordu.. Anladım ki bu kart ve küpeyle Çocuğunu doktora götürecekti. Ben elimi cebime attığımda Tüm arkadaşlarım da elini cebine atmış Cepte ne var ne yoksa hepsini boşaltmıştık. Ezik ve buruk bir halde Antepli Mustafa almak istemese de Zorla vermiştik. Allah’ım bu nasıl bir olay ki Bir yuvayı böyle yıkar.. O Bu kadar zorluklar karşısında dahi Onurunu çiğnetmemiş... Ona leke sürmemiş, sürdürmemişti.. “Söz diyordum Mustafa’m, söz O hırsızı bulacağım Tüm çalınan eşyanı geri alacağım... Sana bu yaşattıklarının Bir bir hesabını soracağım... Üç ay içinde eve giren hırsızı yakalamıştık. Tatbikat için eve getirmiştik Yakaları kalkık paltosuyla Antepli Mustafa açmıştı kapıyı. Hırsızı yakaladık diye haykırdım.. Ama Antepli Mustafa Buruk bir tebessümle gülümsedi Ve Komsere dönerek ! Komserim; “Bu halimize de binlerce şükür” dedi.. 2002

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.