Sahi Adın neydi senin? Ya da Bir adın var mıydı?…
Yine öylesine bir Ankara sabahı Aha, şuramda bir ağrı senden yana Gülümseyerek bakıyorsun çerçevelerden Şirin mi şirin hep olduğu gibi gülüşlerin…
Cesetleşmiş vücuduma Ölüm suskunluğunu giydirip Bu gece Akrepleri beklerken pusuda…
Ben seni hiç özlemdim ki Bir İstanbul akşamında Söylediğimiz şarkıları özledim Bir Haziran günü bana gelişini…
Olmaz ya Bir gün, ansızın geliversen Sensizliğe buz kesmiş bir akşamüstü Ya da, hasretin üç beş nöbetinde…
Ben seni çok özledim KADIN Hasreti Kanatıp duruyorum Gece yarılarında…
Nisan yağmurlarıyla geldin bir akşam Öylesine ansız, öylesine zamansız Gamzelerinde bir demet kır çiçeği Öylesine güzel öylesine arsız…
Hatırlar mısın anne? Üzümcüler geçerdi Seher vakitleri sokaktan Mor salkımlarda…
Ne Çay karası gözlerdeki sevmek Ne uçuk pembe dudaklardaki Renk renk öpücükler gibi titrek Bu gece tüm anıları dolaştım bir bir…
Güney Çin Deniz'nde Büyücü bir kadın Dileğimi sordu, Seni diledim…
Uykularım gezer çay karası gözlerinin göklerinde Sen yoksan, Güneş doğmaz, sabah olmazmış Çoğalır yangınım cehennem ateşlerinde Sen yoksan, bir damla yağmur yağmazmış…
Köprüler kurarım Yüreğimdeki yolculuklarda Sana kavuşmak için Her gün batımında kanarım…
Gözlerinde güneşi taşıyan kadınım, hasretim, ölümüne karasevdam, dinmeyen acım, Mavim, Yeşilim, Kırmızım, Gülüm, Karanfilim, Yaseminim, Papatyam, Dağ Çiçeğim Doğum Günün Kutlu Olsu…
Yıldızsız semaların resmini çiziyorum Dolunayda gözlerine Sana dokunup ağlamak istiyorum Ağıtlar yakıyorum…
Korkma sevmekten kadınım Utanma sevgine sarılmaktan Dik tut başını Yıldızlarla yarışsın Ceylan gözlerin kaplasın Evreni…
15 / 56 gösteriliyor