Hoşçakal Canan

H Hayrettin Turan Hayrettin Turan
0 Altın Yaprak
Hoşçakal Canan hoşçakal Umudumun çürük filikası Kurak hayatımın delik matarası Hoşça kal Canan hoşça kal Beynimin akartsuz darbukası Her geçişimde sönen civalı sokak lambası Nasıl da çekip gittin ıssızlığında akşamın Sisler içinde bir çift namluydu bakışların Yeraltında gizli nehirler gibiydi Gölgesi yağmurlu saçlarının Hoşçakal Canan hoşçakal Yalnızlığım Onca yenilginin koynuna itelediği kadın Senin saçlarından başlardı gece Şimdi hangi depremindesin yaşamın Hoşçakal Canan hoşçakal Ayrılıklar rıhtımında kanayan gül yarası Asil yalnızlığımın soylu karanlığı Hoşçakal Canan hoşçakal Umudumun çürük son filikası Şimdi eskiciyi bekleyen peşmurde bir ceket gibiyim Belki bir yoksulun sırtında yeniden var olmayı denerim şimdi anam mı sevinir polis mi / durulmuşluğuma ölüm mü sevinir dirim mi / unutulmuşluğuma şimdi martıları getir, dalgaları kucak kucak getir ki unutayım seni, denize kavuşarak Hoşçakal Canan Hoşçakal Tutsak hayatımın özgür çiçeği Sevda denizinin sürgün serçesi Hoşçakal Canan hoşçakal Uzak limanlarda bekleyen yürekti gülüşün Kurak toprağa düşen çiy tanesiydi öpüşün Şimdi sonsuz ateşler gibi yüreğimde Bitti derken boyun büküşün Hoşça kal mutlak bir inançla denize koşan dere Ne olurdu beni de alıp götürseydin Yeniden doğacağın yerlere Fakat bir sandalda gibiydik seninle aynı evde İkimiz yan yanayken bozuluyordu denge Hoşça kal Canan hoşça kal Küçük bir çizgi olabilmekte güzel senin Kuşkonmaz yüreğinde Hoşçakal Canan hoşçakal Sen beni Serseri bir kurşun yarası gibi Taşıyacaksın yüreğinde Haksız bir tokadın acısı gibi çocukluğundan Hatırlayacaksın yitirdiğin tüm güzellikleri Ki ben seni elim yetmez diye Resmini bile yapmaya kıyamadığım Dağlarım gibi sevdim Ki ben seni Canan, Olmadık ellere geçerde Olmadık düşlere girer diye taşıyamadığım Fotoğrafın gibi sakındım Duldasız bir şiircesine Oysa tek bir çiçeğin üzerine basmadan Yürünecek bunca yolumuz varken Yalansız, hilesiz, aydınlık bir dünyayı Öğreteceğimiz bunca çocuk düşmüşken ardımıza Kalleşlik bir çığ misali inmeden yolumuza Vurulmuş bir dostu taşırcasına omzumda Mataramda suyum, heybemde katığım gibi Bilenmiş bir inatla seni Güneşin hiç batmayacağı bir dünyaya taşıyacaktım Seni uçamayan bir kuş gibi avucumda Yüreğimin dağlarına kaçıracaktım İşte o an sevgilim Dermansız söz yarası gibi Her hatırladığımda yüreğimi Böyle sızlatmayacaktın Hoşçakal Canan hoşçakal Umudumun çürük son filikası Cömert yüreklerin vefasız fırtınası Hoşçakal Canan hoşçakal Yüce dağlar geleydi de üstüme Kör nacak, menevişli bıçaklar Bileneydi ömrüme Aşkta senden gayrı sevdiğim Yeterdi gücüm her şeye Sen benim gururumdun Yaralı bir sonbahar akşamıydı ruhun Sevginin yetmediği kalleş bir dünyaydı Sen benim yıkılmaz onurumdun Hüzün, aşkımızın mağrur şarkısıydı Sana baktığım zaman / tüm güzelliklerini görürdüm evrenin Nabzım damarlarımı zorlardı sana baktığım zaman Meleklerin şarkıları gibiydin Canan Ruhum canıma dönerdi gidenler terk ettiklerine Bir vapur yanaşırdı hüseyni makamında Öptüğüm kadınların gözbebeklerine Ve iki ırmak olur akardık seninle Sarmaş-dolaş Pera'dan geceye Sana baktığım zaman Her kavuşmak ayrılık için derdin Oysa her ayrılık kavuşmak değil Hoşçakal Canan hoşçakal Önce çekmeceye boşalttım kül tabağını Çiçek yağını içtim su diye bir gece Üç ay unuttum senden sonra tıraş olmayı Saati kurmayı, yatağımı toplamayı En çok da galiba yaşamayı Canan Hoşçakal yalnız papatyam, solgun çiçeğim Her mevsim güz sevgilim hoşçakal Uykusunda ağlayanım, yaralım Hoşçakal Canan hoşça kal 1997 – 2002

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.