Umutsuzluklara Gebe Umut (!)
H Hazal Gürsoy
0
Altın Yaprak
Gidişlerinin belki de imkansız olan dönüşünü beklemek kadar sancılı bir gün kovalamacası daha yaşamadım.
Çocukken, anneme sarıldığım gecelerde, annemin ben uyuduktan sonra yanımdan kalkışından bile soğukmuş sevgilinin yokluğu… Sırf kokun birkaç dakika daha kalsın parmak uçlarımda diye, anılarımı yerle bir edip hepsini yeniden sana yazıyorum. Gün geçtikçe sancısı artan bu bekleyişin sonsuzluğuna aldırmadan, kokunun saçlarıma sineceği anı bekliyorum.
Umutsuzluğumun karanlık gölgesine elini uzatıp şehrin ışıklı caddelerinde beni mavi gölgelere sürükleyeceğin anı bekliyorum, kalan son umudumla… Benim umudum bile gitmelerden kalan umutsuzluklara gebe…
Bir ince gülüşün için tüm gözyaşlarımı dökmeye hazırken ben, gülüşünün çerçeve içerisindeki donuk rengine mahkum ediliyorum. Tüm başkaldırışlarımın, kavgamın ötesinde, sesi karşısında sözcelerimin hüzün denizinde boğulduğu, özlemekten öteye gidemediğimsin sen… Doğacak güneşin 'deniz'e bulaşmış mavi kızıllığıyla pencereme vuran ilk ışığısın… Ben senin karanlığında boğulurken aydınlığımsın.
Küçük bir çocuksun, hiç büyümeyecek, büyülü… Ben konuşmaya başladığın o ilk anı yakalamak için gece gündüz bekleyenim. Seslenişini duymak için uykusuzluk çekenim. İlk adımların için elini bırakmayan, sevgisini hapsedenim.
Sen'im
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş