Yanılgılar
İ İrfan Taslak
0
Altın Yaprak
Ihlamur tadında günleri yudumlarken bir bir,
Çıkageldin ansızın;
Hazır değildim terli ellerimle seni karşılamaya,
Gülkurusu döktüm dudağımın kenarına;
-"Hoş geldin." Dedim; öpüştü gözlerimiz kör kuyuda.
Damlamıştı gözümden son umudum, onu da sildin.,
Yalnızlığım ürpermişti
Kendi kendisiyle konuşuyordu anlayışım,
Tan ağarırken saçlarından bir tutam kopardım.
Astım bulduğum her şeyi duvara;
Aşkı arıyordum,
Oysaki kendisi olmuştum aşkın
Farkında bile değildim,
Zaten farkına varmaya vaktimde yoktu.
Neyse ki sen silmiştin son umudumu
O vardı beni ayakta tutan
Artık kurumaya yüz tutmuş olsada.
Mahmur bakışlarda aradım, yoktun.
"Her şey üzerimizden dökülüyor" işte.
Gözlerim doldu kin ve nefretle
Bulutlu havalarda gizli bir eda bırakırken geride,
Alnı ak, yüreğim pak duruyorum yine.
Gecenin karanlığına saplanmış bir hançer,
Kınından çekilmiş bir kılıç,
Siperde mevzilenmiş bir asker;
Hayırdır! Savaş mı çıktı yine?
Hüküm giysen kaç yazar a deli gönül?
Yok artık sevdiceğin uzak diyarlarda.
Yorgunsun biliyorum; yetmedi mi bu dinlence?
Çok istesen de döner mi sence?
Yine buruk hasretlere gebesin bence
Neden bu yok oluş, niye bu kaçış?
Yine fısıldadın mı sırrını rüzgara?
Bak ne diyor ılık nefesiyle gökyüzü?
Mavi iklimine güz gelirken sevdanın
Ne çabukta alay eder oldu kuşlar seninle?
Daha bitmez demiştin, belki de hiç başlamamıştı
Ya da kendini kandırıyordun sadece.
Git be! Durma yanımda,
Yanarsın, viraneye dönersin sonra.
Bakma, papatyalar kadar masum değilsin.
Bir bilmecesin cevapsız, bir cevapsın sualsiz.
Bir şimşeksin ışıksız, bir öfkesin anlamsız.
Bir rüyasın yorumsuz, bir Şirin'sin Ferhat'sız.
Döndükçe kendine sarılır, gölgenle yatarsın.
Sen mahcubiyetiyle ayakta duran,
Mağlubiyetiyle övünen.
Yüceltilere sığdıramadığım,
Karabasan gecelere korkular saçtığım,
Tohum gibi kara toprağa ektiğim,
Emzikli bebelerin biçareliğinden sorduğum,
Hiç bitmeyecek sandığım,
Köşe yazılarındaki eleştirim,
Düşlerimde seviştiğim,
Soğuk Eylül akşamlarının,
Titreyen mum alevinde aydınlığım,
Kanayan yarama tabip bildiğim.
Feryadımı avare gecelere,
Sitemimi puslu günaydınlara,
Yüreğimi azgın sulara düşürdüğümden beri
Beyhude gezer oldum fani dünyada.
Elimde bir buket karanfil,
Torbamda kurumuş azığım, yalnızlığım.
Çatlamış dudaklarımda söylenmemiş bir şarkı,
Yüreğimde muratsız bir sevda.
Yürüyorum aydınlığa, karanlığında boğulmamacasına,
Kaçıyorum, köhneleşmiş bir ayağı çukurda hovardalıktan.
Ben ben diyorum, kendime geliyorum,
Ben sen diyorum, sana geliyorum…
Ağustos 2003
Şanlıurfa
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş