İ İzzet Kocadağ

İzzet Kocadağ

33 şiir · 1964 —

0 Altın Yaprak

1964 yılında İzmir'in Ödemiş ilçesinde doğdu. İlk öğrenimini 27 Mayıs İlkokulunda bitirdikten sonra, Ortaokul ve Liseyi Ödemiş Lisesinde tamamladı. Yüksek öğrenimini Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Halkbilimi (Folklor) Anabilim dalında tamamladı. 1989 yılında Kültür Bakanlığı Mili Folklor Araştırma Dairesi'nce yapılan Folklor Araştırmacılığı sınavını kazanarak 1990 yılında Konya'da göreve başladı. İlk şiir denemelerini Ortaokul yıllarında yaptı. Lise ve üniversite yıllarında çeşitli konularda çok sayıda şiir yazmasına rağmen, düzenli biriktirilmediğinden çoğu ders notları ve kaynak kitaplar arasında kaldı. Eskisi kadar dağınık olmasa da halen aklına düşüveren dizeleri boş bulduğu yere not almaya devam etmektedir. Evli ve Aybüke adlı bir kızı vardır. Halk Kültürü Konularında yayınlanmış makaleleri vardır.

İzzet Kocadağ şiirleri

Arama yardımı

İşte kendimi yazdım, duysun âlem adımı! Ziyanı yok bir tek sen, unutsan da gam değil. Zevk edinip derdini, terk ettim muradımı, Ellerim ellerini, tutmasın tasam değil.…

Zorla güzellik olmaz, sen de haklısın ama, Neyleyim ki bu gönlüm; hem sağır, hem de ama. Görmüyor, işitmiyor; gerçekleri bir türlü, Hayalinle yaşasın, sen ona pek aldırma.…

Neylersin ki ey gönül, aşk dediğin de kumar, Açtığında kartları, kazanmak-kaybetmek var. Ya hiç sevmeyeceksin, uzak durup sevdadan, Ya razı olacaksın, kısmetine ne çıkar.…

Şan senin, şeref senin, seni ister her alan, Kan benim, gurur benim, ay yıldızım dalgalan. Kanımız feda olsun, alına beyazına,…

Tanrıdan dileğim, bu senin için, Bana ettiğini, çekesin bir gün. Ağlayıp inleyip yolarak saçın, Kanlı gözyaşını dökesin bir gün.…

Israrın anlamı yok, kalmamışsa bir umut, Yalvarmak yok bir daha, boyun bükmek veyahut. Ben gurbet çocuğuyum, katlanırım buna da, Bakma ağladığıma, git artık beni unut!…

Ne Kerem sevdi böyle, Aslı'yı benim kadar, Ne de Mecnun Leyla'ya, yandı bilesin ey yar! Gizledim yıllar yılı, yüreğimde adını, Diyemedim kimseye, içimde bir yangın var.…

Yürür oynardık hani, raylarda cambaz gibi, El sallardık yılmadan, gelip geçen trene. Nihayette çocuktuk, yan yana ikiz gibi, Gülücükler yollardık, camdan bizi görene.…

Hangi yara kapanmaz, kanar durur müebbet? Gönül yaram da bir gün kapanacaktır elbet! Unut gitsin her şeyi, anma artık adımı! Mahşere erteledim, seninle muradımı.…

1988

Ağlamak yoktu güya, giderken ardın sıra; Hançer olup kalbime, batsa da her hatıra. Namerdim demiştim ya, peşin sıra ağlarsam,…

Aşka tövbe etmişken, aklıma düştün yine, Bakanı hapsederdin, gözlerinin içine. Mahkum olurum diye, yüzüne bakamazken, Seni de eller aldı, güzel gözlü Emine!…

Hasbıhal eyleyip sorma halimi, Bil ki divaneye dönmüşüm dostum! Mecnun gibi kaybetmişim yolumu, Düşmüşüm çöllere, yanmışım dostum!…

El oluyorsun artık, kalmadı hiç bir ümit; Ne resmin var elimde, ne yazdığın bir kâğıt... Yalnızlığa mahkûmum, son dileğim bu senden; Bari onu göreyim, hayalini koy da git!…

Zil çaldı volta vakti, bahçede melül mahzun, Aylar yıl oldu sanki, günler ay kadar uzun. Kalmadı hiç neşesi, sensiz açan güllerin, Her yerde hatıran var, hüzün üstüne hüzün.…

Hiç affetmeyecektim, seni mahşere kadar, Ahımdan olacaktı, evin barkın bir mezar. Milyon kere el açtım, Tanrı'nın huzurunda, Kıyamadım bir kere, edemedim intizar.…

15 / 33 gösteriliyor

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.