Gözlerinin güzelliğinden başlamasam sana Yaşadığım dayanılmaz aşkıma ihanet etmiş olurum Gözlerine tutunup da boynuma sarılı yağlı urgan misali Hasretin sıktıkça sıkıyor boğazımı…
Kaldım, adanın en ıssız köşesinde Aradım adayı, sessizliğinde Kendime ait sandım adayı Yanılmışım...…
O’nu arıyorum Göreniniz yok mu? Haber alamadım uzunca bir süre Bakmadığım yer, kaldırmadığım taş kalmadı…
Ağrıların gelir geçer içimden Ellerimde İstanbul'un Uçmak için havalanıyor kanatlarında Bütün kuşları İstanbul'un...…
Köle oldum düştüm kedere Aşık oldum vuruldum yollara Yolumu kaybettim Kaderimin gece yazıldığı mekanda…
Yüreğimi hançerlerinle vurdum sonra bir kaldırıma düştük. Biliyorum bu düşüm sığmaz, kentin kirlenmiş sokaklarına. Geceleyin sicim gibi inerdi yağmurlar üzerimize, Sonra kaldırımla…
Göğün mavilikleriyle bilediğim sevdam, Keskin bir bıçak şimdi Ayrılığın sisli bulutlarını vuruyor her savruluşunda O bulutlar ki, sevdamı arındıracak sağanak yağmurlar taşıyordu iç…
Düşlerime leş kargaları tünüyor. Aynalarım, sabahın aydınlığında, İntiharlarımı süslüyor...…
Boş bir salıncakta Hiçbir şey konuşmadım yanımdaki ile Kimseler yoktu etrafımda Ama en güzel sohbetim buydu…
Bir yol göster bana, bir yol ki sensizlikten kurtulayım Anmayayım ismini, bakmadan gözlerine bir hayat süreyim Ayrılığa adanmış şiirlerden kurtulmak istiyorum Hep deli gibi seni sa…
Seni ararken kaybolduğum bu kentte Saklanmaya çalıştığın her sokağın köşe başında bekliyordum oysa. O loş lambanın yanmadığı gecelerde Boş bir bankta beklerdin her zaman...…
Yanmayan sevdalar Beni her zaman yaralar Yalnızlığımdaki son zamanlar Ve sensiz geçirdiğim akşamlar…
Saat sekiz Sabaha yine gülümsedim Sana gülümser gibi Hani bir gülücük ile başlamıştı ya her şey…