Aşk Ağırdır Tabutlara Sığmayan-

K Kibar Tavasav
0 Altın Yaprak
gönül kumsalımı yalıyor meltem yelin koparıyor parçalarımı götürüyor azgın dalgalar yaran çok elim derinden kalbime dökülüyor sesin dolu gibi abanıyor üstüme inmelerin sen; gözlerimin merceğinde kırılan ışığın, süzülmesi ile yağmur damlalarına yazdığım bir busesin basarım altına imzamı sen böylesin beni gece gündüz sevda bulamaçlarıyla, ayran dolan karıştıran bir tek sensin kopardın beni attın hasret uçurumlarına yarim senin gözlerin hüzün görmesin adın dokunuyor her dizemde aklıma bir lokma ekmeğin buğusu kadar hasretim gülüşünün çanağına manyaklaştım yokluğunun ipliğine tutunup ta psikopatlaştım saatlere şiirleri sıkıştırıp ta ben çözülmeyen kör bir yumak oldum ben dökülmeyen bir ırmak oldum ben kısır geçen zaman dilimlerinde aşkının dilencisi oldum aşkını sığdıramıyorum hiç bir şeye kabul etmiyor hiç bir mekan kabul etmiyor her şey umursuz her şey bir yudum suya hasret içinde her şey kırık dökük bu ne be anlamsız noktalar türedi her yerimde ben aşkını noktalayamadım şeker bile acı be yırtmak istiyor ruhum göğüs kafesimi, çıkmak istiyor içimden bir volkan kadar ateş püskürüyorum yandı martıların kanatları yandı köze dönüp de kül oldu aşkınla el ele gezindiğim platolarım geceler yamıyor yırtık yerlerimi ateş başlarında sabahlıyorum hayalin kıvılcımların tütümünde dokunmak istiyorum alev parçacıklarına sen diye parmaklarımı seni notalaştırırken parçalıyorum kan revan içinde yalnızlığı kokluyorum yağlı bir sicimin boynumdaki ilmiğiyle yalnızlığın tokadıyla kendimden geçiyor yalnızlığın küf tadını genzimde tadıyorum yok böyle bir şey... bir avcı gibi seni arıyorum her taşın altında her dağın eteğinde her derenin yosunlu sularında her ağacın kökünde sevgilim ben seni aldığım nefes gibi yaşıyorum yokluğunun özetini çıkarıyorum sığmıyorsun kağıtlara mavi kalemim ağlıyor kırmızı kırmızı dağılıyor yazdıklarım senin adın bin bir kez tekrar, tekrar yazıyor silemiyorum, bulanıklaştı gözlerim, göremiyorum şimdi gece mi yoksa gündüz mü vallahi bilemiyorum geri ver bana hapsettiğin ruhumu senden istiyorum dön gel bak açtım sıcacık kollarımı seni bekliyorum son nefes anında da olsa seni beynime böyle işliyorum gözlerin örsün gözlerimi örselemesin ellerin örtsün gözlerimi toprak toprak sürme çeksin son bir defa ellesin sen böylesin bir ihtiyaç bir son dokunuş kadar özelsin ben yazdıkça çayır çimen ben yazdıkça sen bir zambak, bir yasemen ben yazdıkça gülün yaprağına dokunur gibi dokunur dudaklarım dökülür damla damla hasretinin çiçeğine acıdır gülüşlerim sakalımdan tutuşuyorum uzandıkça hayaline ellerim bir mıknatıs gibi hep seni çekiyorum ben seni tabutlara sığmayacak ağır bir aşkla seviyorum martıların kanatları yanıyor nerede ellerin, nerede dilinden dökülen sözlerin, sen neredesin, nerede dünyam, ayım, gündüzüm, güneşim dünyam ne zaman yörüngemde döneceksin ne zaman derelerimde çimeceksin ne zaman beni yudumlayıp ta içeceksin o an isterse son dakikam olsun son dizelerim son sözlerim olsun sevgilim kız kulesine gömüleyim ağır bir aşk bu tabutlara sığmayan özleminin içinden gece gündüz çıkmayan yollar uzundur yollar menzile varılamayan bir hücre çekirdeğiyim bölünüp de tekrar tekrar sana aşık olan lakin aşkın ağırdır aşkım tabutlara sığmayan

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.