Özgürlükse Sevmek
K
0
Altın Yaprak
Teninde kül rengi şehirler, sokağımda ayrılık kadınları.
Lakin onlar yoktular, gözyaşlarıyla ayıklıyorlardı sabahları.
Tıpkı pirinçten taşı ayıklamak gibi.
Atılan her taşta, ruh yıkımı.
Sonsuz enkazlar vaktiymiş, sana küstüğüm zaman.
Ne arayan var, ne de soran.
Giden, yalnızca gittiğiyle kalıyormuş.
Hayalmiş, yüreği tutuşturmakmış, hepsi gizli bir mevzi.
Yığınla duygu var, hangisini açıklayacağım?
Konuşma hakkım çalınmış, sen son sözü söylerken.
Gitme desem, kalacak mı adımların?
Bana bilmediğim bir şey söyle de, şaşırayım.
Hep aynıydık, hala da aynıyız.
Yıllar, çocuğun kovaladığı bir uçurtma.
O kadar boş ki yaşam, sana beslediğim aşkın yanında.
Sen olmasan, renk veremez acılarım.
Ne sana, ne de insanlara.
Bir yıl daha geçti, ömür denen köprüden.
Savaşlar çıktı, yeminler edildi.
Ama seni unutmadı, bu ruh, içimde çarpan yürek.
Her kan akıntısında, adını söyleyen mimar.
İnsanlığa, duygudaşlığa, ülkelere, hatta yıldızlara.
Uzadıkça uzuyor, seni anlatan şiir.
Biliyorum, bir yerde durmam gerek.
Anlamın bittiği yer mi ölüm?
Yoksa seni gerçekten sevdiğim özgürlük mü?
Eylül 2009
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş