Gerçeğin Zamanı

K Kürşat Ural
0 Altın Yaprak
Koğuşun kırık penceresinden sırtıma vuran soğuk kadar tehlikeli boğuk bir sese kendimi verdiğimde uykum geliyor ancak gelecek zamana ulaşamayan bir bedenin uykusu ışık sönünce lekeli hayatımın serüvenine sığındığım gece yarıları uykumun hep bir yerlerinde senin yüzünle uyanıyorum uzandığım ve sevişerek çoğaldığım senle geleceğimizi daha çok sevmeye ve gerçeğin zamanını görmeye başlıyorum kadınım yaşama kendimle başlayıp seninle son vermek bilmem ne kadar doğru bir tercih belki de zamanın pençesindeki zor bir av üşüyorum ve hastayım çaresiz bir çocuk kadar ağlamaklı soğuk ranzamın üstünde bir kara bulut ürpertisi düşlerimi bile kana bulamış bir mevsimin içinde sanki uzayıp da bitmeyecekmiş bakışlarımı birisi bozduğunda uyanıyorum ve her günün akışına seninle dalıyorum karışık ve sınırsız günlere alışmak ne güzelmiş de bir süre ertelemenin verdiği acı onu siliveriyor ansızın seni nöbetlemek kulübenin etrafındaki voltalarda soğuk rüzgarın sert çarpışlarında ovaladım uyuşan parmaklarımı bilsen ne zor tek başına seni nöbetlemek gür ve boğuk bir sesle alışamadım yokluğuna vazgeçilmezlerden daha yoğun sevemedim son ayrılışımda seni kendime saydığım küfürlerde boğuluyorum acıyla nefrete bulanmış bir alınganlıkla kısık bir sesle Nazım’ın şiirini hecelerken parça parça sarmaladığım sevdamla sana uzanıyorum yüksekten limanın gürültülü gemi ve makine sesleriyle kadınım seni çok mu çok özlüyorum uzun bir günün son saatlerinde

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.