Mesel

L Louis Aragon Louis Aragon
0 Altın Yaprak
Sâdîye benzeti Bir yerde yürüyordum ayağımın altında var sanıyordum o yer Tatlı ince kusursuz ve kille kıyaslanmaz Kuma karşıt ve suya hasım Kendinde taş bilmeyen şiir diline benzer Ayağım hiç bir otu çiğnemiyordu yine de bir koku geliyordu ardınca Bir dize gibiydi ölçüsüz uyaksız Öyle gizemliydi ki bir çiçek iç çekişi yayıyordu duruşunda Elimle dokundum ayağımdaki bu güzelim toprağa Kaçtı parmaklarımdan uzun süre kuytuda bırakılmış bir şarap gibi Bellekle okşanan bir anı gibi Vücudu hafifliğiyle doldurup dudağı geçmeyen bir şarkı Karları birdenbire unutamayan bahar Bölüştürülen mutluluk günün bütün saatlerinde Çeşmede güvercinlerin içtiği inciler doğusu gibi Kokusunu getirdi parmak uçlarım bana, bilemedim ben Burcuları adlandırmak üzere yetişmedi burnum daha çocukluktan Amber mi tripoli mi lantan mı kaad-ı hindî mi * Hangi somakileşmiş günlük hangi taşıllaşmış eğrelti miski Adını söyle bana ey burcu burçu toprak ey ateş pelesengi ey kadın külü Dilimde gece tadı rüzgâr biberi Söyle bana ağır kızıl şeker adını Ve toprak dedi bana, o yabansı toprak ağzıyle Toprak dudaklarından seven dudaklarıma benim Eh tanımazsın ya sen beni insan ben aynıyım yine de Çocukken oynadığın toprakla aynı ağır toprak Savaşlarda saklayan seni kapkalın bekleyen seni Kollarına son uykun için ne az bulunur ne de Değerli toprak Sadece sadece gençliğimde bir ilgim oldu Kökleriyle uzantılarıyla ararken varlığımda İçime getirdiği günşle rengini çürüntüsünü taçyapraklarının Gülle güldür işte o Beni böyle ta derinden sarıp susatan Sen beni ellerine ağzına alan nankör peki ya nasıl Nankör âşık nasıl tanımadın gülü sen Sana ayrı bir toprak vereni hem de Benim o toprak Düşün o dinç ayağıyla o çıplak parmaklı Çiğneyişiyle öz malı adımıyla bastığı toprak Yağmurların boş yere yıkadığı Bitkilerle böcek1erin her türüne Uzak dişilere tutkun ağaç tohumlarına karışmış toprak Bu çürümüş kertenkele kokan Bu ten yıkıntılarının gizlerini toz içinde saklayan toprak Bu çürük üzümler ve mercan toprağı Gazel sürülerinin geçtiği gölgeye çağrı toprağı İlençli açlıklar ateş basmalar toprağı Bu testiyle sıvanın komşuluk ettiği mor ve yeşil döküntüler dolgusu Bu tüyle pençeler gözler ufalanması En sonu bu çığlık ve irkilme tozu bu sülünler ve meyveler sungusu Toz haline gelmiş mezar tadı bu Bu güneş gecesi Ben olan toprak en sonu Yaban toprağı çukur toprak; çılgın toprak. Yararsız otlar kuru kütükler Uyuyan taneler yitik fideler kopuk dışkanatlar taşıyıcısı Tehlikeli, toprağı vaktinden önce çatlayan tohumun Ve donduran göz aşısını kalem aşısını Irmakların karnı gibi ekşice toprak Havası bozuk toprak vaktinde önce döllenmiş Hâlâ sabırsız toprak Her geçenin her boranın oynaşı toprak Anlaşılmazlık ve piçlik toprağı Kış ve sömüren yaz kırması toprak Ansızın içerine gömülür bıçak ve işler sende Çevirir çizer seni dürter üzer seni ve işte Otundan ayıklanmış güçten kesilmiş sürgü çekilmiş olan Yeni toprak uyan toprak Bu mis kokulu ekime sunulmuş toprak burun gibi burcuya En sonu ben olduğu toprak Sun kendine gül olanı

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.