La

M Metin Akdeniz
0 Altın Yaprak
İsmail üniversiteden arkadaşımdı. Yıllar sonra memleketime beni ziyarete geldi. Memnun olmuştum.Biraz milliyetçi takılırdı ama onu severdim.İnsandı. Onun boynunda kurt kolyesi benim sol kolumda orak çekip dövmesi vardı… Arada bir bana oğlum sen bölücü bir komünistsin len derdi. Oysa ben bölmeyi matematikte dört işlemden biri bildim hep, üstelik matematiğim de iyi değildi.Anlattıklarıma hiç inanmazdı. Metin bak aynı fakültenin kantininde beraber oturup çay içiyoruz ya,kürt türk hepimiz eşitiz demek. O eşitliği "bir halkın dilsiz kalma isteği" sanıyordu.Evet doğru, biz sadece çay içerken eşittik. O baba evinden çantasını yükleyip bir otobüse binerek gelmişti okula,ben diğer yedi kardeşin vazgeçtiklerinden yapılarak… Hoş geldin İsmail,Serçevan. "LA" biz kırgınlık denen bir yerde doğduk İsmail şoo köye benzeyen kendinden sıkılmış sonra da yakılmış şeyler var ya günde en az iki kere asılan bir şiirin ipuçlarıdır eziklikten omuzlarıyla konuşan küskün çocuklar bahçelerine doğum günü hediyesi gibi inen bombaları oyuncak sanıyorken sen susam sokağını izliyordun bu insan tarlasında kan,dökülmek eyleminden bütün zamanların en iyi fiil çekimlerini yarattı. kontranın canı sıkılınca her gün bir iki kişi alırdı kapı eşiklerinden bir yankı uzağımızda "vay lımıne" ağıtları kendi dağına çarparken bir kadını anneme benzetiyordum üstüm açık kaldığında korku orkestrasına dönüşen ıslığımla ayakları nemlenen kız kardeşime "memu zin" anlatıyordum ölü bir romanın kişisi olarak yörüngesiz çocukluğumu ihbar edip öfkenin kirlenmiş haritasına bütün yasa dışı şiirleri üstleniyordum, siz buna edebiyat diyordunuz ve yol kıyısına atılmış bir ceset,bir ceset daha kendi kendini tekmeliyordu. yoksulluğun zorla hediye verildiği doğuya hep yanlışların ortak pazarı kuruldu yatağına işemiş bir yalandır diyorlar buna uyku oyunu oynanan ranzalarda orda sadece kuşların intiharı söz konusudur diyorlar,kuşlar intiharı sever mi İsmail? çocukken potansiyel eşkıya adayıydık yüzüm yıkımlardan kalmaydı,belliydi büyüdükçe şüpheli bir duvar yazısı olduk diyorum, şaşırıyorsun oysa en gizli mesleğim yağmur toplamaktı içimdeki yanık imparatorluğuna alaimisemayla sözleşmem vardı üstelik,bir tek renklerle aram iyiydi yani bir sesin taşıdığı gücenmiş anlama türkü denirken; La' da ben taşa çığlık atmayı öğretiyordum düşlerimin karakolunda hani sesin yanık diyorsun ya,işte ordan. kimlik kontrolüne takılan bir bildirinin alnıma yapıştırılmış irin dolu yarasıyla ortasında kaldığım kirli bir savaşın yenilgilerinden dönüyorum her gün feodal ağalar-derin devlet ve iğrenç törelerin kucağında bırakılan hayatın şaşmaz mağduru halkıma, memeleri sıkılmış sözcüklerden sağılan kin zehrinde boğuyor bu devlet bizi İsmail, öğretilen her şeyi kusuyorum sonra da ne olduysa Kürtler diyorlar,hep Kürtler hep Kürtler bizi hep yanlış mı okuyacaklar önlerine konan resmi kitaplarda. Hadi gel İsmail memleket bahçemizde çayımızı içelim,eşit sayıldığımız tek döngüde ve sonra evden terlikleriyle sokağa çıkıp da dönmeyen kayıp kardeşimizi bulalım hatırlıyor musun adı Barış'tı. metin akdeniz 26 Ağustos 2009

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.