Kıvranış

M Muammer Erkul
0 Altın Yaprak
Saçların kıvır kıvır dolandığında parmaklarıma, sen çoktan dolanmıştın yoluma... İçime dolanmıştın; Ve, boynuma! .. Yolum kıvrım kıvrımdı artık sana doğru... Ve bedenime, sarmaşık güller dolanıyordu. Biribirinin arasına geçmişti karaağaçların dalları; Kenetlenen parmaklar gibi... Ne deniz vardı görünen, ne de bir gök, bizi gören! Hâlâ uykudaki bütün çiçekler ve otlar gibi, mavi çiçekler bile henüz hissetmemişti baharı. İçimdeki bütün dolambaçlarımda biz, birbirimizi arıyorduk. Ve gecelerin yarenliğinde yarınların saçlarını tarıyorduk... Saçların kıvır kıvırdı dolandığında parmaklarıma... Ve saçlarının her buklesi, kor kömürden bir yüzük gibi yapışmıştı parmaklarıma. Üstelik ne gökyüzüyle yüzyüze gelmiştim henüz; ne deniz dolanmıştı ayaklarıma! .. Sen vardın; Yolumda soyundun, ve yoluma soyundun bütün dikenlerini! .. Durdurdun, kanayan ayaklarımla beni. İşte sen, şimdi vardın... Çünkü sen şimdi sardın; dikenlerinden soyunmuş bir sarmaşık gül gibi, bedenimi... Saçların kıvır kıvır dolandığında parmaklarıma, sen çoktan dolanmıştın yoluma. İçime dolanmıştın ve boynuma! .. Yolum kıvrım kıvrımdı artık, sana doğru... Ve bedenime bir sarmaşık gibi dolanıyordun. Yolum dolanıyordu, başım dolanıyordu, içim dolanıyordu çünkü sen dolanıyordun bana; Ve çiçeklerin açıyordu dört mevsim; hepsi birer kor gibi... Ve ben kıvrım kıvrım kıvranıyordum!

Bu şiire çeviri ekle ·

Bu şiiri puanla

Henüz puan verilmemiş

Yıldıza dokunarak 1–10 arası puan ver

Yorumlar

Yorum yapmak için giriş yapmalısın.

Giriş yap

Bu şiire henüz yorum yapılmamış. İlk sen ol.

Sana daha iyi bir okuma deneyimi sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Kişisel verilerin KVKK ve GDPR kapsamında işlenir; hangi çerezlere izin verdiğini dilediğin zaman değiştirebilirsin.