Üstümde yılların ezikliği var Vefâsız, dünyâmı etti bana dar Çektiğim çileler kaldı sâde kâr Çürüyen gençliğe acırım şimdi...…
23.11.1972'de Adapazarı'nda doğdu. Ailesinin Almanya'da olmasından dolayı çocukluk yılları Almanya - Türkiye arasında mekik dokuyarak geçti. (Okul tatillerinde Almanya'ya geliyordu.) 1978-1983 ilkokul tahsilinden sonra 1983-1987 yılları arasında Adapazarı İmam-Hatip Lisesi'nde okudu. Yaş haddi sebebi ile 1987'de nihai olarak Almanya'ya geldi. Burada yarım kalan lise tahsilini bitirdi. Aynı zamanda konsolosluk aracılığı ile tanınan imkânla, Ankara Aydınlıkevler Lisesi'ni de dışarıdan bitirdi. Stuttgart'ta başladığı üniversiteyi 3. sömestrde bıraktı. 4 yaşında okuma yazma öğrenen şair, şiir okumaya 5 yaşında başladı. İlk şiirini 12 yaşında yazdı. Ortaokul yıllarında şiir ve piyes dalında ödüller aldı. Şiirleri Tercüman Gazetesi Avrupa baskısında, 2000 yılında Milli Gazete, Akit ve Türkstar Gazetesi'nde yayınlandı. Ayrıca Öz Anayurdum, Haber ve çeşitli dergilerde yayınlandı. Şiir dalında aldığı ödül ve dereceleri tek tek sıralamayı abes ve nefsânî karşılayan şair, 2000 yılı Avrupa'da yılın şairi unvanını ifşa etmeyi yeterli görmektedir. Şair aynı zamanda bestekârlık alanında da önemli eserlere imza atmıştır.
- Kanayan Yaram ''Sevgili'ye Şiirler'' Anasan Yayınları 2003
Mustafa Engin Karatay şiirleri
İnsanı, hayvanlardan ayırd eden, aklıdır; Akıl meziyyetinde, gâye-i halk saklıdır... 21.09.2003 Münih 00:15…
Bekledim; ummânları, kasırga yutsun diye Fırtınanın kolları, tayfun uyutsun diye Mast kökünden çatlayıp, yelkenlerle devrildi…
Alpler'in eteğinde, bir yağmur çiseliyor Günün ilk ışıkları, şafaktan kesiliyor Kuşların cıvıltısı, neyzen âheng saçıyor Sabâhın bu vaktinde, içimi hoş açıyor…
Eğer ki, taa yürekten sevmediysem ben seni, Nâmerd olayım gülüm; tükür, yûhâla beni! Bu can uğruna fedâ, yemînliyim bir kere! .. Sen olmadıktan sonra, neyleyim bu bedeni?…
Besledin, büyüttün, kol-kanat gerdin Ömründen kıymetli, zamanlar verdin Her zaman ben oldum, en büyük derdin Üstümde emeğin, büyüktür annem…
Aşk denilen bu illet; ne kânun, kural tanır, Ne hüküm fermân dinler; ne arlanır, utanır... Dâvetsiz kapı çalar; zannetme ki usanır! ..…
Gün yüzü görmeyişim; sayılmaz pek de tuhaf Ebede dek tâlihim, yâver gitmekten muaf *Zâten doğarken bahtımdan yemişim tekmeyi,…
Ben, ana rahminde hayât, biraz kemik, biraz et; Ben, başı bilinmeyen zamân içinde, ölümsüz rûhunu özleyen ceset Ben, kumsalların billûr tânelerinde; ayak altında duran kaya gibiyi…
Dönüp dolaşıp yine, bak ben geldim kapına! Biraz ürkek, çekingen; yapıştım kulp sapına Kim O, diye hiç sorma! Ben, bildiğin serseri Hem mahcûb, hem de arsız, döndüm bir daha geri…
Yollarıma gül serip, atlas kumaş döşesen, Sana tenezzül edip, döneceğimi sanma! Bülbülâne vird ile, hep İsmim'i söylesen,…
Neyi andırıyorum, bu bir merâk konusu... Dertlerin mübtelâsı, suskunluk Okyanusu Çekmek ile yükümlü, tescillenmiş tapusu Pâdişâh fermânıyla, tellâlların kurbânı…
Sokakta bir Türk genci, boynunda yıldız-hilâl Yaklaştım, sual ettim, meğer ismi de Bilâl Dazlak yapmış kafayı, kulağında bir küpe Bir de keçi sakalı, tamamlamış o tipe…
Neden böyle perişân, neden böyle nâ-çârsın? Sıkıntıyı görünce, hemen tüyüp kaçarsın... Biraz yürekli olsan, bil ki dehşet saçarsın Izdırâb dolu günler, bir gün bitecek elbet...…
Bu öfke, bu nefret, bu kîn ve gurûr; Ölümsüz aşkımın, büyük delîli... Sanma ki; akan tek gözyaşı kurur! Her biri, sevgimin susmayan dili...…
15 / 93 gösteriliyor