Neydi Sevmek?
N Nail Varal
0
Altın Yaprak
Kesintisiz, gökler ötesi bir krallığın görkemli ihtişamını solumak mıydı sevmek, yoksa
müebbet hapse hüküm giyip zindanların demir parmaklıkları arasında kıvranarak esaret hayatı
yaşamak mıydı bir ömür boyu?
Neydi?
Ayrılık acısı ile zamanlı zamansız sara nöbetlerine tutulup kıvanırken yerlerde, içinin kahreden
acısını dışarı çıkarabilmek için "ah" etmek, "seni nerden sevdim" diyerek pişmanlıklar yaşamak
dizlerini dövmek miydi, yoksa "Dünyaya bir daha gelsem sevgilim, arar bulurum yine seni
severim" diyerek ne olursa olsun kıvranmadan aldığı tarifsiz lezzeti arttırması için sürekli
yalvarmak mıydı Allah'a?!
Neydi sevmek?
Sevdiğinden ayrılan saçları kır Anadolu delikanlısı gibi bir ekin tarlasının içinde hatıralarını
yangın yüreğine doldurup, çaresizliğin uçurumlarında ağzına dayadığı tüfeğin tetiğine
abanarak kana bulamak mıydı başakları, yoksa onu koruyabilmek için yaşam yolunu seçip bir
gölge gibi ardında sürünerek yağan yağmur ve doğan güneşe savaşlar açmak, kanatlanıp
gözlerine kuş olup uçmak, korumak için Sema'ya bulut olmaya çıkmak mıdır bu sevda?!
Yoksa İtalya'da akşam kızıllığı vururken taş zeminlerin ıslanmış yollarına, yakamozların dansı
düşerken gözlerin gölgeli sahillerine, görkemli Venedik köprüsü üzerinde el ele tutuşup
yürümek miydi sevmek?
Neydi; kızıl renkli Gondol'lar üzerinde sesleri seviştirerek beraberce sonsuzluğa şarkılar
söylemek miydi yoksa? Santroni'yi yeniden inşa etmek için volkanik patlamalara giriftar kılıp
kalbi, onun yaşayabileceği masalsı bir şehir var edebilmenin gayretine girmek miydi bilmem
ki!
Yeditepe'nin hepsini aynı anda görmek gibi bir şey mi yoksa? Uçan kuşlarla bulutların
gözkapaklarından damlacıklar kaçırmaya mı benziyor? Uçuruma bakmaya mı, gökyüzüne
çıkmaya mı, yağmur olup yağmaya mı benziyor bilmem. Ceylan'larla dere kenarlarında seyrek
inen ışık huzmelerinin altında dinlenmek midir yoksa bu? Galata Kulesi'nde başını başına
yaslayıp beraberce İstanbul'un tarihini seyretmek, iki kişilik bir yelkenliyle mavi bir denizde
göz göze sonsuzluğa doğru akıp gitmek midir bu sevda!
Nedir?
Sevmek, yâre gücenip bulunduğu topraklardan gidip başka ülkelerde kendine yeni bir yaşam
kurma yolunu tutmak mıydı, yoksa onun bulunduğu yerde onun haberi olmadan ölene dek
'aynı topraklarda bulunma onurunu' elde edebilmek uğruna beklemek miydi sadece?
Dünyadan el etek çekip dergâhlarda münzevi bir derviş gibi inzivaya çekilmek miydi acaba?
Yamalı bir hırka içerisinde 'bir çarık bir kırık aşk'a boyun eğerek bir ömür karşılıksız,
beklentisiz özlemek, gözyaşı dökmek, hıçkırmak mıydı bu sevmek?
Sevdiğini elde edebilme uğruna devrim yapmak, bir ülkeyi ayağa kaldırmak mıydı? Roma'yı
yakmak, İstanbul'u yıkmak, Arap yarımadasını haritadan kaldırmaya çalışmak çılgınlığında
bulunmak mıydı bu sevda? Yoksa Roma'yı da İstanbul'u da Arap Yarımadası'nı da onun için
yeniden inşa etmeye çalışmak, 'çağ kapayıp çağ açmak' için elli üç güne ordular biriktirmek
miydi bu sevgi?
'Kirpiklerini indirdi gözlerinin üstüne, yüz vermedi. Seni âleme rezil etti… Akla hayale
gelmeyecek hakaretler etti' diye kızıp, kırılıp vazgeçmek ve intikam hırsına kapılmak
"sevgimin cennet oluşu gibi cehennemdir öfkem de" deyip karşı tarafa zarar verme imkanın
varken seninle aynı havayı teneffüs ediyor, aynı güneşte ısınıyor, aynı gecede uyuyor diye
"varlığın yeter, gül kalbine dokunmasın hüzünler" deyip saçının teline rüzgârların değmesine
tahammül edememek, üzüntüden ölecek hale gelmek miydi bu sevmek?!
Bağlanmak, kör düğüm olmak, keskin bir bıçağın en parlak yanı gibi harlanıp yanmak, yalan
söylediğini bile bile her defasında inanmak, her söylediğine çocuklar gibi kanmak, canın
yandığı halde isteye isteye her defasında ona 'aldanmak' mıydı bu sevmek?!
Neydi ah!
Faydalanmayı ummak, beklenti içerisine girmek mi sevgiliden yoksa bu sevgi? İstediğini
alamadığında hiddetlenmek, öfkelenmek, hırsla gerilmek, "bana neden önem vermiyorsun?"
feveranları ile ağlamak ve adını sevgi koyduğu bir menfaat birlikteliği arzulamak mıydı
ardından? Yâda hiçbir karşılık beklemeyip, hiçbir haber alamadığın, nasıl olduğunu bile
bilmediğin halde her vakit secdelerin birisini kendin diğerini onun için üşenmeden yapmak,
mutluluğu için dua dua gökyüzüne güvercinler salmak mıydı bu sevda?
Ölen sevgiliyi mezarında kendi haline bırakıp gitmek miydi sevmek, yoksa mezarının başında
bir ömür hıçkırıklara ağlayarak gözyaşlarının ab-ı hayatı ile diriltmeye çalışmak mıydı
ardından?
Ilık bir rüzgârın içine dolması mıydı yoksa? Yâdında ondan başka her şeyin kaybolması, "ne
derse desin, ne yaparsa yapsın" o'nun, senin katında sonsuza kadar eşsiz ve benzersiz
kalması gibi bir şey miydi bu sevmek?
Ah, neydi sevmek?
3 Haziran 20.15
Bu şiiri puanla
Henüz puan verilmemiş